Bulgaristan Türklerinin Özgür Sesi
YORUM

TÜRKÜM, DOĞRUYUM, ÇALIŞKANIM [20 Mart 2008]

Son 130 yıl Bulgaristan devleti sınırları içerisindeki Türkler asırlardır bu topraklarda var olmalarına rağmen malüm nedenlerden dolayı çeşitli maddi ve manevi baskılar altında kalmaktadır. Büyükler üzerindeki baskıları da zorunlu isim değiştirmeleri, Türkçe konuşma yasakları, toplama kampları ve müteakibinde sınır dışı etmelerle gördük, tetiklenen son süreç günümüze kadar şekil değiştirmiş olarak sinsi ve emin adımlarla devam ettirilmektedir. Yani geçim mücadelesine düşen Türkler gönüllü olarak doğdukları toprakları terk ederek ya anavatan'a ya da dünyanın farklı köşelerinde daimi veya geçici bir süre için yerleşmektedirler. Anavatan'a yerleşen Türkler doğal olarak Türklüğünü geliştirirken bu imkanı bulamayanlar farklı zorluklar ile karşı karşıya kalmaktadır ve Türklüğünü korumada olağanüstü çaba göstermek zorunda kalmaktadırlar. Bu zorluklara göğüs gerenler taktire şayandır.

Özellikle geçmişteki ayan ve günümüzdeki üstü kapalı bulgarlaştırma politikaları çocukların yani geleceğin büyüklerini yoğun bir manevi baskı altına almaktadır ve onlar üzerinde silinmeyecek yaralar bırakmaktadır. Bulgaristan'daki Türk çocukları bilinçli olarak şu veya bu şekilde Türkçe eğitimden yoksun bırakılarak kendi dillerine ve milletine yabancılaştırılmaktadır. Bu durum öz kimlikleri kaybetmelerine ve yeni kimlik arayışlarına sürüklemektedir, sonuçta ne bir Bulgar ne de tam bir Türk kimliğine sahip olamıyorlar bu ise milli bilinç ve kültürün kaybolmasına ve Bulgaristan'daki Türk varlığının erimesine sebep olmaktadır.

Türk varlığının ve kimliğinin yok olmaması için Türkçe düşünmek, konuşmak ve okumak zaruridir. Ama en önemlisi Bulgaristan'daki Türklerin böyle bir talebi olmasıdır. Bunu sağlamak tabi ki büyüklerin görevleri arasına girmektedir, hepimiz Bulgaristan ilk okullarında zorunlu olarak okutulan "Az sım Bılgarçe" şiirinden kötü etkilenmişizdir ve bunun yaraları yüreğimizin derinliklerinde hala canlı durmaktadır. Böyle yaraların çocuklarımızın yüreklerinde açabileceği boşluğu şimdiden görmeli ve oluşmasına kesinlikle izin vermemeliyiz. Bunun en güzel ve masum panzehiri - aşısı çocuklarımıza daha okula gitmeden; Türküm, Doğruyum,Çalışkanım! öğrenci andını şiir olarak ezberletmektir, bence bundan daha güzel ve doğal bir hak ve olamaz. Bunun için haydi şu dizeleri ilk önce kendimize sonra çocuklarımıza öğretelim.

Türküm, doğruyum, çalışkanım!
Yasam küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, budunumu (milletimi) özümden çok sevmektir.
Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türküm diyene!

İskender GİRGİN
Ziyaretci sayısı: 13427

DİGERLERİ
Diğerleri: 1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15   

« GERİ DÖN

All Rights Reserved © 2006-2017    "SENİ MEDYA" FİRMASI