Bulgaristan Türklerinin Özgür Sesi
YORUM

BUZLARI ERİTEN SICAKLIK [10 Aralık 2008]

Çocukluğumda komşumuz Bayramali dede, bizim Çamlı Gedik’te hayvan otlatıyorken anlatıyordu:
“ Gençliğimiz Kırcaali- Gümülcine – İskeçe yollarında geçti. Baharın ilk aylarında gurbete çıkıp, kışın boralı günlerinde zor- bela toplanıyorduk buralara. Gümülcine ovaları bizi açlıktan kurtarıyordu. Tarlada iş şartları ağır da olsa, sonunda alabileceğiz umuduyla canla başla çalışıyorduk. Toprak sahipleri iyi adamlardı. Alın terimizin karşılığını fazlasıyla ödüyorlardı. Oralara şimdi bir gidebilsem…”
Bayramali dede, oraların güzelliğini, insanların davranışlarını öyle heyecanlı anlatıyordu ki, bizleri de büyülüyordu. Aradan neredeyse 40 yıl geçmesine rağmen onun anlattıklarından hafızamdan bir şey silinmemişti.
Geçenlerde Kırcaali “Ömer Lütfi” Türk Kültür Derneği müdürü ve Kırcaali Haber gazetesi sahibi Müzekki Ahmet ile Gümülcine yolculuğumuz, zamanında bize masalımsı anlatılan anılarımızla başladı. Gidişimizin başlıca sebebi Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği’nin düzenlemiş olduğu Öğretmenler Günü kutlamasına davetli olmamızdı.
Svilengrad /Mustafa paşa/ sınır kapısından Yunanistan topraklarına ayak bastığımızda ardıma dönüp bir baktım. Bulgaristan’a giriş kapısının sağında, kalın demirden bir bariyer, zamanında sınırlardan kuş uçmaz günleri hatırlatıyordu hala.
Müzekki’nin sürdüğü Opel marka araba tam yolunu bulmuştu. Sürat ibresinin 120’yi bulması yolun kalitesini gösteriyordu. Yol boyunca o yeşil yapraklı zeytin ağaçlarının her bir dalı ezelden bu güne gelen dostluk simgesiydi.
Bir-iki saat yolculuktan sonra karşımıza başı dumanlı karlı bir dağ dikildi. Uzaktan uzağa da olsa, görebildiğim kadar eteklerinde şirin bir şehir yeni gelin gibi süslüydü. “İşte varacağımız Gümülcine. Şehir girişinde bizi eski dostumuz, araştırmacı – yazar İbrahim Baltalı karşılayacak” dedi Müzekki.
Randevu yerine vardığımızda İbrahim Bey ile tanıştım. Dostça, kardeşçe sarmaş- dolaş olduk. Ben onu şahsen orada tanımış olsam da, kendisini gıyaben çok iyi tanıyordum.
Baltalı ile samimiyetliğimiz sürüyorken bakışlarım karşı Karlık Dağındaydı. Ona sorasım geldi: “Dedem Durhan son defa ne zaman gelip geçti buralardan diye.”
Rodop Rüzgârı dergisi sahibi Sayın İbrahim Baltalı’nın bize ayırdığı zaman zarfında, Gümülcine de ezelden Türklüğü yaşatan bütün semt sokaklarını adım adım dolaştık. Tarihi cami, medrese ve vakıf mallarını gördük. Gümülcine dışı gezimizde Türk köylerini gezip görme imkânını bulduk. Yunanistan’ı Bulgaristan ile bağlayacak Gümülcine - Makas- Kırcaali karayolunun inşaatını yerinde ilk görme ve görüntüleme bize nasip oldu. Bu görüntüleri bir reklam amacı ile yapmadık. Amacımız, iki ülke halkının yakın bir zamanda biri birilerine kavuşacakları zamanın yakın olduğunu bildirmekti.
Aynı gün, Gümülcine Belediye başkan Yardımcısı Sayın Ali Ali ile de çok samimi görüştük. Bizi o bölgenin sorunları ile tanıştırdı. Yakın bir gelecekte sabah kahvemizi beraberce ya Kırcaali de ya da Gümülcine de içeceğimizi sevinçle belirtti.
O gün, doludizgin bir Gümülcine günü geçirdik. 1928 yılında kurulan Gümülcine Türk Gençler Birliği’ne bir kaç defa uğuradır. Kafeterya salonundaki masaların tümü dört dörtlüğüne doluydu. Gençlerin önlerinde alkol yerine demli çay, kahve ve meyve suları vardı. Her masada yerli Türkçe ve Türkiye basını göze çarpıyordu. Böyle eğitilmiş gençlere ve onların velilerine şapka indirmek gerekir. Orada Kırcaali kökenli bir hayli kardeşimizle tanıştık. Onlardan her biri ata topraklarında yaşayan kardeşlerinden ilgileniyorlardı.
Ayaküstü geçen günümüzün akşamı Batı Trakya Türk Öğretmenler günü kutlamasına katıldık. Dernek Başkanı Sami Toraman yaptığı açılış konuşmasında tüm meslektaşlarını ve davetlileri selamladı. Emekliğe ayrılan 17 Türk öğretmenine plaketler sunuldu.
O geceye 700’ün üstünde genç, emekli öğretmen ve eşleri, dernek temsilcileri katıldı. Onların arasında Yunanistan Meclisinde Türk’leri temsil eden iki Milletvekili, T.C. Gümülcine Başkonsolosu Mustafa Sarnıç vardı. Türk Öğretmenler korosunun türkü ve şarkıları salona perde perde yayılırken kafamdan bir soru geçti. “ Kırcaali de 700 değil, 70 Türk öğretmeni veya münevveri bir gün, bir araya gelebilir mi acaba? ”
Ertesi gün, arabamız Gümülcine’den uzaklaştıkça Karlık Dağı sanki elveda için başucundaki bulutları Rodos rüzgârının kucağına bırakmıştı. Bulutlar bizden önce dağları aşarak, bizim yöreye varıp haber gözyaşlarını dökmek yarışındaydı sanki. Yol boyunca bulut bulut serpilen yağmur serenadının ayrılık şarkısıyla yüz yüze geldiğimde içim garipsedi. Aramızdaki o Karlık Dağı’nın suni buzlarını nostalji dolu esen rüzgarın yakın bir zamanda eriteceği inancındayım.
Benim memleketim Karlık Dağı’nın bir kuşbakışı ötesinde. Torunum Atakan’ın gülümseyişini görüyor, bana seslenişini duyuyor gibiyim.

Durhan ALİ

DİGERLERİ
Diğerleri: 1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15   

« GERİ DÖN

All Rights Reserved © 2006-2020    "SENİ MEDYA" FİRMASI