Bulgaristan Türklerinin Özgür Sesi
YORUM

YILI UĞURLARKEN [16 Aralık 2009]

GERÇEKLERİN AYNASI

Neredeyse yeni asrın bir yılını daha geride bırakıyoruz. Aslında bu gelip geçmiş yıllardan bazıları tarihten silinemeyecek vuku bulmuş olaylarla nesilden nesil’e devrilecek. Hele de, tanık olduğumuz geçen asrın son 20-25 yılları. Sözü geçen dönemde Avrupa ve ülkemizde pahası biçilemez değişiklikler oldu. Akıla gelmeyen Marks-Lenin ideolojisi dünya gözü önünde çöktü. Göz yumarak geçemeyiz ki, bunun nedenini eski Sovyetler Birliği Cumhurbaşkanı M. Gorbaçov’un “perestroykası” oldu. Avrupa’da ki komünist rejimli devletler de “perestroyka” dalgasına kapıldılar. Onlardan biri de Bulgaristan idi. Fakat ülkemiz asıl dalgaya 1989 yılında kapılsa da, olayların beş yıla dayanan tarih öncesi var.
Bilindiği gibi, insanlık tarihinde eşi rastlanmayan, yüzkarası bir olaya totaliter rejim imzasını attı. “Tek ulus” manyasına kapılmış komünist yöneticiler Türk asıllı vatandaşların özüne dokundular. Anaların dua ile, sevinç gözyaşları ile verdikleri adları top-tüfek gücüyle “soya dönüş” diyerek aldılar.
Bulgaristan’da Türk varlığı ortadan kaldırılmak istense de, 26 Aralık 1984 yılında, o zamanki Kırcaali sancağının Benkovski Belediyesi’nin Kayaloba köyü yakınında binlerce Türk köylüsü ayaklanıp “Biz varız” yürüyüşüne çıktı. Tek istekleri Türk doğmuş, Türk ölmeleriydi. Direnişçiler gözü dönmüş rejimin milis ve askeriyle göğüs göğüse geldiler. Kalabalığın ön saflarında, annesinin kucağında on yedi aylık bir de bebek vardı. Türkan! Eli boş ahaliye ateş açıldı. Musa Yakup, Ayşe Hasan ve o on yedi aylık Türkan Feyzullah, özgürlük direnişinin ilk ve en küçük şehidi oldu.
O günkü olayları, yaşanan dramı anlatmak zor. Yazan kalem mürekkep yerine gözyaşı dökeceğine hiç kimsenin şüphesi olmasın.
Yılı uğurlarken, aradan 25 yıl geçmiş olsa da şehit Türkan Bulgaristan Türkü’nün özgürlük davasında bir meşalesi oldu. Ve bu ışığın aydınlattığı 1989 Mayıs olaylarını bazı siyasetçiler şimdi kendilerine öz gösterip benimseseler de, “Gören göz kılavuz istemez” demiş atalarımız.

EMİN ADIMLAR

Yıllar su gibi akıp gitse de, demokrasinin meydanlarda attığı ilk adımları iyi hatırlıyoruz. Totaliter rejimin yıkılmasında büyük payı olan Rodop Türk halkı, kışın dondurucu soğuğundan, derin kardan korkarak sıcak soba başında kalmadı. Kırcaali meydanlarına ulaşmak için onlarca kilometre yolları yaya, adım adım derin karı yüzerek geçti. O meydanlarda kimseye kin, kan kabartmadılar. Çiğnenmiş haklarını istediler. Bunun yanı sıra da doğal olan ana dilinde okul ve basın. Bu istekler sonraları seçim önlerinde dile getirildi. Vaatler verildi. Eller şapırdadı dalga dalga. Ve…
Ortaklı, ortaksız kurulan her hükümet, sorunlarımızı kendi akıntısına bıraktı. Verilen vaatler kısır çıktı.
Vaatler hamilelik beklerken, bundan iki yıl önce Kırcaali’de Kırcaali Haber gazetesi doğdu. İlk baştan bu doğuşu bazıları önemsemeyip geçici saysalar da, son aylarda yanıldıklarının farkına vardılar. Devamlı okuyucuları oldular. Gazete aylık olsa da, her sayısında yenilik göze çarpmakta. Bu değişiklik gazete ekibinin azimli çalışmaları ürünüdür. Her sayısı adına yakışır bir şekilde çıkmakta. Dilin temizliğine ve üsluba ciddi önem verildiği göze çarpmaktadır. Sebep bu olacak ki, gazetenin okuyucu sayısı arttı. Kırcaali Haber memleket içi ve dışında özlemle beklenen, okunan bir gazete oldu.
Gazete’nin internet sayfası okuyucularına yeni haberleri sıcağı sıcağına iletmektedir. İnsanlığın bu teknoloji başarısı sayesinde Kırcaali Haber bir ilke imza attı. Diğer haber mensupları haberi hazıra beklerken, gazetenin iki temsilcisi çok konuşulan Makaz yolunun Yunanistan kısmına giderek çalışmaları yerinde görüntüledi.
Bulgaristan Türkü’nün sesi Kırcaali Haber “Anadilimiz Türkçe” konulu kompozisyon yarışması açtı. Bu da bir yenilik sayılır. Yarışmaya katılan her eser jüri tarafından değerlendirilecek. Müellifler emin olsun ki, her esere tarafsız değer verilecek. Eli kalem tutmuş, bize yazanların da elleri boş kalmayacak.

NE UMDUK NE BULDUK

İçinde yaşadığımız yıl çalkantılı geçti. Olaylar birbirini kovaladı. Son parlamento seçimlerinde halka verilen bazı vaatler askıya alındı. Seçim önleri vaat üstüne vaat verilse de, halkın cebine birkaç kuruş yerine zam üstüne zam girdi ve devam da ediyor. Bazılarının maaşları enflasyona göre ayarlanırken (artarken) memurun, emeklinin maaşları derin dondurucuda, hazinenin dolmasını bekliyor. Gelecek yılın ortalarında hazine kasası dolar, derin dondurucuda buzlar erir vesselam.
Her yılsonunda olduğu gibi, bu yıl da köylü kardeşimin parmağı yine ağzında kalacak anlaşılan.
Alın teriyle suladığı tütünün kalitesini ve alış fiyatını, tütün tarlası görmemişler söyledi yine. Onlar biçip keserken, yalvarışlı bakışlarla köylü halkımız bir dilenci misali boyun eğdi. Şikâyet edilecek kapı yok ki… Kadere boyun eğmek Rodoplu’nun ezelden alın yazısı zaten.
Uğurlamakta olduğumuz yılda rengârenk siyasi sahnelere tanık olduk. Doludizgin bir koltuk savaşına katıldık. Siyasi sahnede kimler boy ölçmedi ki, demokratlardan koyu milliyetçisine kadar. Sonunda öyle bir çoğunluk oldu ki, Bulgaristan halkını Allah korusun!
Hükümetin daha ilk günlerinde aldığı karar: emekli ve memur maaşlarının bir yıl askıya alınması, tüm devlet sektörlerinde parti kadrolaşması göze çarpmaktadır. Misaller çuval dolusu.
Bir yılın son günlerini yaşamaktayız. Son günün akşamı boynu bükükler olacak. Geçmiş Kurban Bayramında kurban kesemediklerine üzülecek kimileri, kimileri uzaklardan gelemeyenlerine. Bu kutsal günlerimizde ve sonrası cebimiz boş da olsa, üzgün görünmeyelim. Sağın yolu yakındır demiş atalarımız. Bir gün bizim sokağa da güneş doğacak umuduyla, yeni yıla emin adım atalım. Atalım da, gelecek nesillere hoşgörü örneği olalım. Günlerimizi barış içinde geçirelim. Sıkıntılı geçen yıllarımız anlatılması güç bir masal gibi maziye karışmalı.

Durhan ALİ- Kırcaali Haber Gazetesi Yazı işleri sorumlusu

Durhan ALİ

DİGERLERİ
Diğerleri: 1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15   

« GERİ DÖN

All Rights Reserved © 2006-2020    "SENİ MEDYA" FİRMASI