Bulgaristan Türklerinin Özgür Sesi
YORUM

Bulgaristan’da Türkçe Basın (1865-2010) [25 Mart 2012]

Bulgaristan’da Türkçe Basın
(1865-2010)

Bulgarlardan sonra en büyük nüfusa sahip olan Bulgaristan Türklerinin oldukça zengin bir kültür mirası vardır. Değişik dönemlerde burada yayımlanan gazeteler, dergiler ve kitaplar, bu kültür mirasının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.

Bu ülkedeki Türkçe basın çoktandır dikkati çekmekte ve araştırmalar yapılmaktadır. Bugün Türkçe basın hakkında epey bilgiye sahibiz. Bu konuda Adem Ruhi Karagöz’ün1, İsmail Hakkı Tevfik Okday’ın2, M. Türker Acaroğlu’nun3 değerli çalışmaları kitap olarak basılmıştır. Bulgaristan Türklerinin tarihi, kültürü, edebiyatı konulu eserlerde4, derlemelerde5, dergi ve gazetelerde de6 söz konusu basına ilişkin yazılar bulunuyor. Kuşkusuz bu alanda yeni yeni araştırmalar da yapılabilir. Örneğin gazete ve dergilerin ideolojik, politik yönü, dili ve uslûbu, sanat değeri, Türk topluluğun eğitim ve kültürüne katkıları esaslı bir biçimde incelenebilir.

Bu yazımızda günümüze kadar yapılan araştırmaları esas alarak Türkçe süreli basının başlıca gelişme süreçleri, dikkati çeken yönleri üzerinde kısaca durularak 1990 yılından bu yana Türkçe süreli basının durumu hakkında bilgi verilecektir.

Bulgaristan Türklerinin Türkçe basın tarihinde başlıca şu dönemlerden söz edilebilir:

I. Osmanlı Döneminde Türkçe Basın (1865-1877).

II. Prenslik Döneminde Türkçe Basın (1878-1908).

III. Çarlık (Krallık) Döneminde Türkçe Basın (1908-1944).

IV. Halk Cumhuriyeti Döneminde Türkçe Basın (1945-1985).

V. Cumhuriyet Veya Demokrasiye Geçiş Döneminde Türkçe Basın (1990-2010).

Osmanlı Döneminde Türkçe Basın (1865-1877)

Bulgaristan’da Türkçe süreli basının kökleri Osmanlı dönemine kadar uzanır. XIX. yüzyılın ikinci yarısında yapılan bazı reformlar sayesinde Osmanlı Devletinin belli başlı şehirlerinde basım evleri kuruldu. İlk basım evi Rumeli’nin Tuna Vilâyet merkezi olan Rusçuk’ta bulunuyordu. Rusçuk Valisi Mithat Paşa, 1864 yılında Viyana’dan “Kayzer” marka bir basım makinesi getirtti. Türkçe, Bulgarca ve Fransızca harfler döktürdü. Yeni Osmanlılar hareketinin başlattığı ıslahat reformlarını kamuoyuna duyurmak amacıyla 1865 tarihinde Tuna adlı bir gazete çıkarmaya başladı. Başyazarı İsmail Kemal, daha sonra da Türk kültürüne büyük hizmetlerde bulunmuş Ahmet Mithat Efendi gazetenin başyazarlığını yaptı. Bu gazetenin birinci ve ikinci sayfaları Türkçe, üçüncü ve dördüncü sayfaları da Bulgarca olarak yayımlanıyordu. Eğitime ait yazılara çok yer ayrılıyordu. Resmî bir yayın organı olan Tuna gazetesi 1877 yılına kadar aralıksız çıktı. Osmanlı-Rus Savaşında Rusçuk şehrinin Ruslarca işgali üzerine 13 Haziran 1877’de gazete kapatıldı.

Yine Rusçuk’ta Türkçe-Bulgarca olarak Mecra-i Efkâr (1867) adlı bilimsel, edebî aylık bir dergi ile Güneş (La Solei) adlı Türkçe-Fransızca bir de gazete (1875) yayımlandı. Adı geçen dergi ile gazeteden başka, Tuna vilâyetindeki mekteplere (okullara) ders kitapları Vilâyet Basım Evinde basılmıştır. Salname-i Tuna – Tuna Vilâyeti Salnamesi (1867-1877) de bu Basım Evinde yayımlanmıştır. O zamanlar Varna Rüştiyesinde müdür yardımcısı olan Muallim Naci’nin Terkib-i Bend’i de burada basılmıştır.

Bulgarlara ait Bulgarca basılan dergiler, alfabeler, okuma kitapları, gramerler ve sözlükler de Vilâyet Basım Evinde basılmıştır. 1871-1873 yıllarında ayda iki defa Slava (Şan, Şöhret) adlı Bulgarca bir dergi ile 1872-1874 yıllarında yine ayda iki defa olmak üzere Uçilişte (Okul) adlı Bulgarca bir eğitim dergisi yayımlanmıştır. 1865’te Tuna Vilâyet Basım Evinin açılışında Vali Mithat Paşa’nın bağışı olarak Bulgar okullarına bir de kitap dağıtılmıştır: Okumayı Öğrenmeleri İçin Çocuklara ALFABE Veya İlk Kitap (BUKVAR ili pırva kniga za detsata da sa uçat da çetat. Dar ot glavniya upravitel na Dunavskata provinstiya n.[egovo] pr. [evızhoditelstvo] Mitat Paşa na bılgarskiti uçilişta pod negovoto upravlenie, v sluçaya na otvaryanieto na pırvata knigopeçatnitsa v taya strana. Rusi, v knigopeçatnitsata na Dunavskata provintsiya, 1865-eski imlâ uygulanarak yazılmıştır)7.

Prenslik Döneminde Türkçe Basın (1878-1908)

13 Temmuz 1878’de imzalanan Berlin Barış Antlaşmasına göre, Tuna Vilâyeti topraklarında özerk bir Bulgar Prensliği kuruldu. Savaşın getirdiği yıkım yüzünden basım hayatında bir duraklama oldu. Savaş aylarında ölen ölmüş, göçen göçmüştü, kalan kalmıştı. Kalan Türkler, bundan böyle Bulgar uyruklu etnik bir azınlık olarak varlığını sürdürmeliydi. Türkçe basın da yeni koşullara ayak uydurmalıydı.

Bulgar Prensliğinde devlet tarafından çıkarılan ilk Türkçe gazete Bulgaristan Resmî Gazetesi Tercümesi’dir. Bu haftalık gazete, 1879 yılında çıkmaya başlar ve Bulgaristan Hükümetinin Resmî Gazetesinde Bulgarca yayımlandığı yasaları, kararları, yönetmelikleri Türkçeye çevirerek yayımlar. Ancak bu gazetenin ömrü bir buçuk yıl sürer.

Bulgar Prensliğinin başkenti Sofya’da ilk çıkan Türkçe gazete Tarla adını taşır. 1882 yılının ikinci yarısında haftalık olarak yayımlanan bu gazete siyasî, edebî bir gazetedir. Dört sayfasından üçü Türkçe, biri de Bulgarcadır.

Bundan sonraki yıllarda Sofya’da iki Türkçe gazete daha çıkar: Dikkat (1883-1885) ve Çaylak (1884-1885) gazeteleri. Haftada bir çıkan bu gazetelerde politikadan başka, eğitimden de söz edilmektedir.

1885’te Doğu Rumeli Vilâyeti de Prenslik Bulgaristan’ına katılınca bu ülkedeki Türklerin sayısı çoğaldı. Bunu izleyen yıllarda Filibe, Sofya, Varna, Rusçuk vb. şehirlerde birkaç Türkçe gazete daha yayımlanır.

Prenslik döneminde Bulgaristan’da Türkçe olarak gazeteler, bazı kültür kitapları vb. yayımlanmıştır. Bu dönemde Türkçe çıkmış süreli basının sayısı hakkında farklı rakamlar verilmektedir. Bazı kaynaklarda bunların sayısı 40, bazılarında 44, başka kaynaklarda da 48 olduğu belirtilmektedir.

Bulgaristan Devletinin kuruluşundan İkinci Meşrutiyetin ilânına kadar (1878-1908) Bulgaristan’da Türkçe çıkan gazetelerin yarısından çoğu Genç (Jön) Türklerin yayımıydı. Padişah II. Abdülhamid’in istibdadından kaçarak Bulgaristan’a sığınmış Jön Türkler 25-30 dolayında Türkçe gazete çıkarmış, bunların birçoğu Sultanın istibdadını eleştirmişlerdir. Hilâl, Bedreka-i Selâmet, İttihad-ı İslâmiye gazeteleri ise II. Abdülhamit politikasını desteklemişlerdir. Tüm bunlara karşın, Bulgaristan’da gerçek Jön Türk davası uğuruna yayın yapanlar gayet samimî, idealist kişilerdi. Onlar Bulgaristan Türklerinde ulusal benliğin, bilincin ve gururun yükselmesi, okulların ve dinî kuruluşların ıslah olunup, sağlam temellere oturtulması uğurunda çaba harcamışlardır8. Jön Türklerin çıkarmış olduğu gazetelerden birçoğu Filibe’de basılmıştır. Filibe’nin İstanbul’a yakın olması, süreli basının da başkent İstanbul’a hızlı bir biçimde ulaştırılması kolay olmuştur. Bu dönemde çıkan süreli basında eğitim ve kültüre ilişkin konular, çocuklara uygun yazılar bulunuyordu. Böyle yazıların birçoğu Jön Türklerin çıkarmış oldukları gazete sayfalarında bulunmaktadır. Jön Türkler, çıkardıkları süreli yayımlarla, bazıları da öğretmenlik yaparak Bulgaristan Türklerinin eğitim ve kültürel kalkınmasına büyük katkıda bulunmuşlardır. Bulgaristan’da Türk gazetecilik sanatının daha da yüksek bir düzeye ulaşmasını sağlamışlardır. Özellikle, Balkan (1906-1916), Uhuvvet (1904-1906) gazeteleri Bulgaristan Türk gazetecilerine en modern gazete örnekleri olmuşlardır. Uhuvvet gazetesinde ayrıca edebiyat sayfası, mizah sayfası, kadın sayfası gibi yenilikler vardı. Türk, Bulgar ve dünya edebiyatından örneklere yer verildi. Bulgar yazar Aleko Konstantinov’un Değişik Kişiler-Değişik Görüşler ve başka öykülerinin Türkçeye çevirisi yapılıp bu gazetede yayımlanmıştır. Balkan gazetesi Zağra Müftüsü’nün 93 Savaşına ait hatıralarını kitap hâlinde basılmazdan önce Tarihçe-i Vak’a-i Zağra başlığıyla tefrika etmiştir9. İttifak (1894-1895) gazetesi Balkan federasyonu fikirlerini ilk yayan gazete olmuştur. Programındaki şu noktalar ilgi çekicidir: Türk topluluğuna tüm yasal önlemleri duyurmak; sağlık önlemlerini yaygınlaştırmak; her türlü sağlık bilgilerinin anlaşılmasını kolaylaştırmak vb.

Jön Türkler basını, Bulgaristan Türklerinin istek ve ihtiyaçlarının tercümanı olmuştur.

Çarlık (Krallık) Döneminde Türkçe Basın (1908-1944)

1908 yılında İkinci Meşrutiyet ilân edildi. Bulgaristan bu fırsattan yararlanarak tam bağımsızlığını ilân etti ve böylelikle artık Türkiye’ye hiçbir bağlılığı kalmadı. Bu tarihten itibaren bu ülkedeki yönetim biçimi çarlık oldu ve bu monarşi rejim İkinci Dünya Savaşının sonuna kadar sürdü. Bu dönemde önemli tarihî gelişmeler oldu. Balkan Savaşı Bulgaristan’da Türklerin hayatını ve Türkçe basını fena hâlde etkiledi. Türk topluluğa yardım elini uzatan olmadı. Çok geçmedi, Birinci Dünya Savaşı da patlak verdi. Türkçe basın işleri minimuma düştü. Jön Türklerden biri olan ve Bulgaristan Türklerinin eğitim, kültürel kalkınmasına büyük hizmetleri geçen Ethem Ruhi, her türlü zorluklara karşın Balkan gazetesini (1906-1916) çıkarmaya devam etti. Gazete kapatıldıktan sonra Resimli Balkan (1916-1918) adında bir dergi çıkardı.

Birinci Dünya Savaşının son bulmasıyla bazı değişiklikler oldu. 1919’da imzalanan Neuilly Barış Antlaşması imzalandı ve azınlıkların korunması konusundaki hükümlerinin uygulanması, Bulgaristan Türklerinin eğitim ve kültür davasını bir ölçüde olumlu etkiledi. Antlaşmanın 53. maddesinde “Bulgaristan’da yayımlanan her türlü basım ya da yayımda her dil serbest olacak, kısıtlama ve zorlama yapılmayacaktır…” deniyordu. Bundan dolayı da Türk dili bu ülkedeki basın ve yayımlarda rahatlıkla kullanılmıştır.

Türkçe basında bir canlanma başladı. Bu dönemde çıkmaya başlayan tarafsız Türk gazeteleriyle birlikte özel Türkçe parti gazeteleri de görüldü. Başta gelen siyasî partiler Türk topluluğu arasında mevzilerini sağlamak için Türkçe gazete çıkarmaya başladılar. Bulgaristan Çiftçi Halk Birliği Partisinin organı olan Çiftçi Bilgisi gazetesi bunlardan biriydi. 1920 yılında çıkmaya başladı. Türk azınlığa oldukça geniş haklar tanıyan bir iktidar partisinin organı olarak Çiftçi Bilgisi gazetesi Türk aydınlarının sempatisini kazandı. Genellikle kırsal bölgelerde yaşayan Türk topluluğu Çiftçi Partisi lideri Al. Stamboliyski’nin azınlıklar ve tarım politikasını olumlu karşıladı. Türklerin büyük çoğunluğu bu partiyi destekledi. Çiftçi Bilgisi, Türklerin sosyal, ekonomik durumunu, kültürel hayatını özenle yansıtıyordu. 1923’te 9 Haziran darbesinde Al. Stamboliyski öldürüldü ve gazetenin de çıkmasına 10 yıl ara verildi.

Yine bu dönemde Ziya (1920-1923) gazetesi çıktı ve Bulgar Komünist Partisi organıydı. O dönemde Komünist Partisi, azınlıkların etnik ve dinî sorunlarına saygıyla yanaştığı için Ziya gazetesi ateizm propagandasına açıkça yer vermiyordu9.

Çiftçi Bilgisi ve Ziya gazetesi Türkiye’de Ulusal Kurtuluş Hareketini sempatiyle izlediler ve olaylarla ilgili devamlı haber verdiler.

Tunca ve Dostluk gazeteleri ise zaman zaman Demokrat Partiyi desteklediler.

Bulgaristan Türklerinin Türkçe basınındaki gelişmeler gerçek anlamda Türkiye’de cumhuriyetin ilânından sonra başladı. Çarlık döneminde çıkan toplam 80 (bazı araştırmacılara göre 82) gazete ve derginin 50’si 1923 yılından sonra, Atatürk devrimlerinin gerçekleştiği yıllarda çıkmıştır. Sayısı giderek artan Türkçe basından başkent Sofya’da 26, Filibe’de 16, Kırcaali’de 10, Şumnu’da 9 gazete ve dergi çıkıyordu.
Türkiye Cumhuriyeti’nden kovulan veya kaçan 150’likler, firarîler, saltanatçılar Bulgaristan’a geldiler ve yeni Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı ateş püskürten gazetelerini çıkardılar. Yarın, Açık Söz, İntibah gazeteleri, hele Medeniyet gazetesi reformları reddettiler ve Kemalizm davasına karşı çıktılar. Bu kişiler Başmüftülükten ve Bulgar makamlarından destek gördüler.

Halkını candan seven usta gazeteci Mehmet Behçet’in Ahali (1919-1921), Kocabalkan (1925), ve Bulgaristan (1926) gazeteleri, Mehmet Celil’in Rehber (1928-1933) gazetesi, Mahmut Necmeddin’in Deliorman (1922-1933) gazetesi vb. gazeteler daha başlangıçta Atatürk devrimlerini selâmladılar, bunların Bulgaristan Türklerinin kültürel hayat düzeninde de uygulanması için ısrar ettiler, Lâtin esasına dayalı yeni Türk alfabesini benimsediler. Bu alanda Türk Öğretmenler Birliğinin yayın organı Terbiye Ocağı (1921-1933) (sonra Muallimler Mecmuası) büyük rol oynadı. Atatürkçü cephe kendini Türkçülükle savundu. “Kemalizm demek, Türk olmak demektir”, “Her şeyden önce Türk olacaksın” sloganını yaydı10. Halk Sesi (1929-1934), Karadeniz (1932-1934), Özdilek (1931-1934), Rodop (1924-1934), Turan (1928-1934) gazetesi ve daha bir dizi ilerici gazeteler ile Atatürkçü basın giderek güçlendi ve çoğunluk kazandı.

Bulgaristan Türkleri arasında şiddetlenen ilericilik, gericilik kavgaları, 1929’da toplanan Millî Kongre havası içinde biraz olsun yumuşadı. Türk halkı bu Kongrede sesini duyurdu, ulusal varlığını gösterdi.

Okullar, cemaatler, vakıflar, müftülükler ve hayır cemiyetleri konusunda Türk azınlığın dilekleri karara bağlandı. Kongrenin organı durumunda olan Deliorman gazetesinin 1-22 sayılı nüshalarında Kongre tutanakları yayımlandı.

Türklerle Bulgarlar arasında iyi komşuluk, dostluk propagandası Türkçe basında hiçbir zaman eksik olmamıştır. Bu görüşü ilk olarak Sofya’da Türkçe-Bulgarca çıkan Efkârıumumiye gazetesi başlatmıştır. 1905’te birkaç ay ömür süren bu haftalık gazetenin amacı Türk-Bulgar dostluğunu geliştirmek olmuştur. Onu izleyen gazetelerin büyük bir çoğunluğu Türklerle Bulgarlar arasında dostluğu güncel plânda ele aldılarsa da, Mehmet Behçet’in Sofya’da, sonraları Rahva’da çıkardığı Ahali gazetesi iki komşu halk arasında dostluğu, bir gün gelip mutlaka gerçekleşecek bir ideal olarak görüyordu.

Bulgaristan Türk öğrenci gençliğine, yönelik bazı dergiler de yayımlandı. Yoldaş (1921-1922), Genç Mektepli (1924) çıkmaya başlamıştı. Bir grup öğretmen, Çocuk Sevinci (1932) dergisini çıkarmak istediler. Bulgarca Detska Radost Çocuk Sevinci dergisinden alınan yazıları Mustafa Oğuz (Peltek) Türkçeye çeviriyordu. Vakıflar Genel Müdürü usta gazeteci Mehmet Celil’in kızı Fevziye Celil Kalgay Çiçek (1929) adında bir çocuk ve kadın dergisi çıkardı. Sözü geçen dergiler kısa ömürlü oldular.

1920’lerin başından başlayarak 1930’ların ortasına kadar süren bir dönemde Bulgaristan Türklerinin Türkçe basını en gelişmiş yıllarını yaşadı, Türklerin toplumsal düşüncesinin gelişme sürecini yansıttı. Türkçe basın, azınlık olarak yaşayan, aslında büyük bir kalabalığı oluşturan Türk halkının haykıran sesi, gören gözü, işiten kulağı oldu.

O yıllarda Türklerin Türkiye’ye göçe zorlanması konusu da basında geniş yer aldı. Türklere hoşgörüsüyle bilinen Çiftçi Halk Partisi lideri Aleksandır Stamboliyski’nin 9 Haziran 1923 tarihinde öldürülmesiyle faşist eğilimli bir hükümet kuruldu. Irkçı Bulgar örgütleri Türklerin yoğun yaşadığı bölgelerde baskı ve zulüm eylemlerini arttırdılar. Kuzey Bulgaristan’da Yurt Korunması (Rodna zaştita) (1923-1936) ve Güney Bulgaristan’da Trakya komiteleri masum Türkleri yerlerinden söküp atmak için saldırılar düzenliyorlardı. Bu iki örgütün saldırıları karşısında Türkler, Türkiye’ye göç etmekten başka bir şey yapamıyordu.

Deliorman gazetesi bu saldırılara şöyle değindi:
“Şimdi Bulgarya’da Türklere dayak atan, bunları

yaralamaktan, hatta öldürmekten zevk alan, köy çeşmesine domuz yağı süren, müezzini taşlayan, bazen de cami yakan, velhasıl saf halkın dini hissiyatını galeyana getirmek, gözünü yıldırmak, üzerlerine dehşet, korku salarak bu güzel vatanı terk ettirmeye çalışan kara bir teşkilât faaliyetine devam ediyor.

Son zamanlarda şimal taraflarındaki bu belâya, cenup taraflarında ikinci bir belâ daha zammoldu. Kırcaali ve havalisinde de kahpece pusu kurarak namuslu Bulgarya Türkünü öldürenler belirdi. Orada da Türkün tarlasını, evini bırakıp hicret etmesini isteyenler hissolunmaya başladı.Şimdiye kadar kalemle, nutuklarla hareket eden bir teşkilâtın eline sopa ve silâh aldığını Bulgarya Türkü hayretle, esefle, lânetle hissediyor…”

Tüm sıkıntılara karşın Türkçe basın göç etmeyi doğru bulmuyordu ve halkı göç etmek kararından vazgeçirmeye çalışıyordu. Deliorman gazetesi: “Cennet gibi bu vatanın içinde asırlarca yaşayan Türk köylüsü… muhacirliğe kalkmayı düşünmemelidir, aklından geçirmemelidir” diyor ve göç etmek zorunda kalanlara da “felâket bezirgânı” denen fırsatçıların, vurguncuların tuzağına düşmemeleri öğütünde bulunuyordu. Gazete, Türk halkının göçünü Balkan Sıra Dağlarından çıkıp Karadeniz’e dökülen Kamçı suyunun akıp gitmesine benzetiyor ve halka şöyle sesleniyordu11.

“Kamçı gibi akıp gitme
Etrafını yıkıp gitme
Ey Türk oğlu, dede ilin
Ellere bırakıp gitme

Dedelerin sürdü, ekti
Bu il için neler çekti
Yüzlerce yıl silâh elde
İl uğruna kanlar döktü”

Rehber gazetesi de “Hicret mi, Felâket mi?” diye soruyor ve halka sesleniyor:

“Irktaş ve dindaşlar!...
Mal ve yurt kolay ele geçmez.… ecdadından kalan sevgili yurdunuzun kıymetini biliniz. Bunlar elden çıktıktan sonra tekrar ele geçmez. Son pişmanlık fayda etmez…
Hicret etmek düğüne gitmek değil, ateşten gömlektir, afettir”12.

Ama acı gerçekler biliniyordu. Aydınlar, gazeteciler bu gerçeği görüyordu: Deliorman “Türkler hicret etmiyorlar, ettiriliyorlar” diyordu13:

“Türkler buradan istemeye istemeye, gözleri arkalarında kalarak gidiyorlar, çünkü gitmeye mecbur oluyorlar.
Bulgarya’da… öyle vakalar oluyor ki, insanı canından, malından, namusundan ötürü korkutuyor…
Bir ay evvel Akdere’de öldürülen Pehlivanoğlu’nun kanları kurumadan Rodoplarda başka Türk kanı döküldü…

Cebiroğulları Nahiyesi Müdürü Hasan Efendinin gün ortasında katli keyfiyeti, Kırcaali ve havalisinde pek büyük korku tevlit ettiğinden umum halk malını, mülkünü satarak Türkiye’ye hicret etme yoluna dökülmüştür…”

Bulgaristan’da Türkçe basın karanlık günler yaşamaya başladı. Mayıs 1934’te askeri-sivil bir darbeyle bu ülkede parlamenter demokrasiye son verildi. Yeni hükümet siyasî partileri ortadan kaldırdı, gazete ve dergileri kapattı, şiddetli bir sansür koydu. Yayımlanan bütün Türkçe basın bundan en çok zarar gördü. Askerî faşist eğilimli hükümet idareye gelir gelmez on Türkçe gazeteyi birden kapattı. Bunlar Halk Sesi, Deliorman, Özdilek, İstikbal, Rehber, Karadeniz, Turan, Çiftçi Kurtuluşu, Yarın, Yenigün gazeteleri Pantürkist, Kemalist düşünceler yayan gazeteler olarak gösterildi; sahipleri, editörleri ve yazarları zulme uğratıldı. Birçokları hapishanelere gönderildi, bazıları da öldürüldü. Kalanlar Türkiye’ye göçe zorlandı. 1935’te Balkan Postası, Dostluk ve Yıldırım gazetelerinin yayımına da son verildi.

Muhafazakâr gazeteler olarak bilinen dört-beş Türkçe gazete iki yıl daha yaşayabildi. 1937-39 yıllarında üçü kapatıldı, Havadis adlı gazete eski harflerle haftada iki defa yayımlanıyordu, Şubat 1941’de bu Türkçe gazete de Bulgar makamlarınca kapatıldı. Yine eski harflerle yayımlanan Medeniyet gazetesi ise son kapatılan gazeteydi, 19 Ağustos 1944 yılında kapatıldı. Böylece Türkçe süreli basına son verilmiş oldu.

1908-1944 yılları döneminde sanat eserleri de yayımlanmıştır. Ethem Ruhi, Balkan Savaşı konulu Şehit Evlâtları öyküsünü 1913’te Balkan gazetesinde yayımladı. Yahya Kemal Beyatlı’nın Balkana Seyahat gezi notları Rahva’da Ahali basım evinde 1923’te kitap hâlinde basıldı vb.

Çarlık döneminde Türkçe çıkan gazetelerin çoğunun sayfaları iki ile dört arasında değişmekte, adları gazete olmasına rağmen çoğu günlük değil, haftalık veya aylık çıkmakta, tirajları da 500 ile 2000 arasında değişmektedir.

Gazete sayfalarında 1920’lere kadar, birinci sayfadan son sayfaya kadar güncel haber, kültür sanat faaliyetleri şeklinde yayımlanmakta, 1920’lerin ortalarına doğru arka sayfada mizah ve spora da yer verilmektedir.

1920’li yılların sonu ve 1930’lu yılların başında ise gazetelerin içeriğinde olduğu gibi, şeklinde de hissedilir ölçüde değişme kaydedilmektedir.

Halk Cumhuriyeti Döneminde Türkçe Basın (1945-1985)
1944 komünist devriminden sonra Bulgaristan’da Türkçe basında köklü değişiklikler oldu. Yeni Bulgar rejiminde, yeni bir Türkçe süreli basın doğdu. Hepsi Lâtin esasına dayalı yeni harfli olmak üzere, birçok gazete ve dergi yayımlandı. Bunların sayısı 39’u buldu. Her türlü basın faaliyeti Bulgar Devletinin elindeydi. Yayımlanmaya başlayan ilk Türkçe gazete Vatan Cephesi Komitesinin Sofya’da yayımladığı Vatan gazetesidir. Tek biricik sayısı çıkan bu gazete durdurulunca 1945 yılı Mayıs ayından başlayarak Vatan Cephesi Millî Şurası Işık gazetesini çıkarmaya başladı.

1944 sonrası yıllarda Bulgaristan’da Türkçe basın hayatını anlatırken her şeyden önce bunun güdümlü bir basın olduğunu, komünistler tarafından yönlendirildiğini belirtmeliyiz.

1947 yılında 5 Nisan ile Kasım ayları arasında Dostluk adında bir Türkçe gazete çıktı. Kızılordu tarafından çıkarılan Drujba gazetesinin Türkçesiydi. Başyazarı Azerbaycanlı A. Kerim adında bir gazeteciydi.
Yukarıda adı geçen Işık gazetesi 1947’den sonra Yeni Işık adını aldı ve haftada bir yayımlanmaya başladı, Bulgar Komünist Partisi Merkez Komitesinin bir yayın organı olarak varlığını sürdürdü. Türkçe ve Bulgarca olarak yayımlanmaya başlayınca adı da Yeni Işık-Nova Svetlina olarak değiştirildi. Son sayısı 29 Ocak 1985 tarihinde çıktı. 31 Ocaktan itibaren de Nova Svetlina adıyla çıktı. 1990 yılına kadar bu adla Bulgarca olarak yayımlandı ve artık Türkçe basın dışında bir gazeteydi.
Yeni Işık gazetesinin bir eki olarak Ajitatörün Klavuzu (Narıçnik na agitatora) 1957-1969 yıllarında Sofya’da yayımlanmıştır. Bundan önceki yıllarda ise Propagandacının Kılavuzu adıyla yayımlanıyordu.
Çağdaş, Yeni Işık gazetesinin bir edebiyat ve sanat yaprağı idi. Bu ekte Bulgar ve dünya klasiklerine dair yazılarla onların eserleri; Georgi Dimitrov ve Lenin’in edebiyat hakkında görüşleri; yerel Türk eleştirmenlerin Bulgaristan Türk yazarlarının kitapları üzerine değerlendirmeleri bulunuyordu.

İki haftada bir yayımlanan bu edebiyat ve sanat yaprağı 1970 yılı ortalarından sonra çıkmaz oldu.

Halk Gençliği

Türkçe süreli basında uzun ömürlü bir gençlik gazetesi olarak kaldı. 1948’de çıkmaya başlayan gazete, 1970 ortalarında Yeni Işık ile birleştiriliyor bahanesiyle ortadan kaldırıldı. Önce Dimitrovçu Halk Gençler Birliğinin, daha sonra da Dimitrovçu Komünist Gençler Birliği (DKMS) Merkez Komitesinin basın organıydı, haftada bir çıkıyordu.

Eylülcü Çocuk

Bulgaristan Türk topluluğuna kendi ideolojisini kabul ettirmek için Komünist Partisi her şeyden önce yetişmekte olan nesillere bel bağlıyordu. Bundan dolayı da iktidara geldiği ilk yıllarda çocuklar için bir gazete çıkarmayı uygun buldu, Eylülcü Çocuk gazetesi yayımlandı (1946-1960). Bu gazete de yetişen nesillere Marksist ideolojiyi kabul ettirmekte önemli rol oynadı.

Piyoner

1959 yılında Türk çocuklarına Piyoner (Pioner) adlı bir dergi çıkmaya başladı. “Dimitrovçu Komünist Gençler Birliği Maarif ve Kültür Bakanlığının Çocuklara mahsus Türkçe yayını” olduğu bildirildi. Kısa ömürlü bir dergiydi, 1960 yılında kapatıldı. Bunun başlangıç ve kapatılması ülkede tüm Türk ana ve ilköğretim okullarının kapatılmasına rastladı. Türk okulları 1959/60 öğretim yılında, bundan önceki yıllarda da Türk lise, öğretmen okul ve enstitüleri kapatılmıştı.

Filiz

1960 yılında Eylülcü Çocuk gazetesi kapatıldıktan sonra, onun fonksiyonlarını Halk Gençliği gazetesi üstlenecek, demişlerdi. Halk Gençliği gazetesi içinde bir sayfa olarak Filiz çıkmaya başladı. 1968’in başında başlıbaşına çıktı. Ayda iki kere yayımlanıyordu. Aynı yılın sonunda kapatıldı.

Yeni Hayat

Yeni Hayat adlı aylık Türkçe bir dergi de Ocak 1954 yılında Sofya’da çıkmaya başladı. Sosyal, siyasal, resimli bir edebiyat ve sanat dergisiydi.

Derginin 1957 Şubat ayı sayısında Edebiyat Kürsüsü ilâvesini buluyoruz. “Yeni Hayat mecmuasının neşriyatı. Her üç ayda bir çıkar“ diye bildiriyor. Ancak Edebiyat Kürsüsü uzun ömürlü olamadı. Daha sonraki yıllarda Şafak diye bir edebiyat ve sanat eki çıkarılması ihtiyacı duyulmuş, bazı sanatçıların Marksist ideolojiye uygun eserleri yayımlanmıştır.

Yeni Hayat dergisinde çocuk sayfaları da vardı. Bu sayfalar önceleri sadece Türkçe olarak yazılırken, 1970 yılında Stranitsa za Detsata (Çocuk Sayfası, Çocuklara Ait Sayfa) artık sadece Bulgarca öyküler, masallar, bilmeceler ve şiirlerle doldurulmuştu. 1976’da buna Pçelitsa (Arıcık) adı verilmiş, bir daha da sayfa Bulgarca olarak çıkmaya devam etmiştir.

Yeni Işık gazetesinde olduğu gibi, Yeni Hayat dergisinde de ayların, kurum ve kuruluşların adları vb. Bulgarca olarak yazıldı: Eylül yerine septemvri, binbaşı yerine mayor, bakan yerine ministır vb14. Yeni Hayat dergisinin adı da değiştirilerek Yeni Hayat-Nov Jivot oldu. Son yıllarda yazılarının %70’i Bulgarca, %30’u da Türkçe olmak üzere yayımını sürdürdü. Zorla Bulgarlaştırma olayları günlerinde adı sadece Bulgarca olarak kaldı ve 1985’in Ocak ayı sonunda tamamen Bulgarca çıkmaya devam etti. Artık bu bir Türkçe dergi değildi çünkü okurlarına karşı bir cephe almış, her sayısında onlara Bulgar olmanın ne kadar büyük bir şeref olduğunu anlatıyordu.

Emek (Trudovak) Davası

1923 yılında Aleksandır Stamboliyski hükümeti zamanında kurulan Emek Ordusu, ülkenin ekonomik hayatında önemli bir faktör olmuştur. Genel olarak Türk, Pomak ve Roman (Çingene) gençlerinin hizmet gördükleri Bulgaristan’a özgü bir ordudur. Bu orduya alınan gençler, kısa süre bir talimden, birer zanaat kursundan geçirildikten sonra ellerine kazma kürek verilerek nerede ne yapılacaksa o işe koşulmuşlardır15. Hizmet süreleri boyunca da bu erler komünist ruhta eğitilmişlerdir. Emek Ordusu Siyasî Komutanlığı Ajitasyon ve Propaganda Şubesi 1965’ten başlayarak Trudovak Davası adı altında Türkçe olarak bir gazete çıkarmayı kararlaştırıyor. Gazetenin ilk sayısında şunlar yazılı “Trudovak Davası şimdiden sonra ayrı olarak, her iki haftada bir gazete hâlinde çıkacaktır.
Şimdiye kadar Trudovo Delo gazetesinde birkaç sütundan ibaret olan Türkçe sayfasının ayrı bir ilâve olarak çıkarılması kararı alınmıştır.”
1 Ağustos 1965 tarihinde başlık olarak yine Trudovak Davası yazılmış, 28 Kasım 1965 tarihinden itibaren gazeteye Emek Davası adı verilmiştir. Fakat çok geçmeden komünizm propagandasına hizmet ettiği hâlde, Türkçe olduğu için öteki Türkçe gazetelerle birlikte Emek Davası da 1969’dan sonra durdurulmuştur.

İl Gazeteleri

Yukarıda adları geçen gazete ve dergiler Sofya’da yayımlanıyordu. Bununla birlikte bazı il merkezlerinde Bulgarca çıkan gazetelerde de Türkçe sayfalar vardı. Zamanla bunların bazıları ayrı birer Türkçe gazeteye dönüştürüldü: Şumnu’da (o zamanlar şehrin adı Kolarovgrad idi) Kolarovgrat Savaşı (1951-1956); Rusçuk’ta Tuna Gerçeği (1955-1959); Varna’da (o zamanlar şehrin adı Stalin idi) Stalin Bayrağı (1956-1959); Hasköy’de Rodop Mücadelesi gibi adlarla çıkmaya başladılar. Kolarovgrat Savaşı 1955’e kadar Bulgarca il gazetesinin bir sayfası olarak; 1955’te de Türkçe gazete olarak çıkmaya başladı. 1956’dan başlayarak 1959’a kadar Savaş adıyla basıldı. Kolarovgrat Savaşı, Tuna Gerçeği ve Rodop Mücadelesi gazetelerinin Türkçe olarak çıkmaları kararı Bulgar Komünist Partisi Merkez Komitesi Politbürosu tarafından 25.XI.1954 tarihinde alınıyor.
Stalin Bayrağı gazetesinin başlı başına Türkçe olarak çıkması kararı da 27.03.1956’da alınıyor. Daha sonraki yıllarda gazete Halk Davası adını alarak ilk adına (Varna) dönüyor. 3 Mart 1950’de Narodno Delo gazetesinin adı Stalinsko Zname olması kararlaştırılıyor.
Ancak bu gazeteler uzun ömürlü olmadılar. Türk okullarının kapatılmasıyla bazı gazetelerin de çıkmasına son verildi: 1959’da Şumnu’da çıkan Savaş, Hasköy’de çıkan Rodop Mücadelesi, Varna’da çıkan Stalin Bayrağı, Rusçuk’ta çıkan Tuna Gerçeği ve Trudovo Delo (Emek Davası) gazetesinin yayımlanmasına son verilmiştir.
1960’ların başlarında Müslümanların adlarının değiştirilmesi deneyiminde bulunulması, Türk okullarının da kapatılması Türklerin sert tepkisine neden oldu. Yüzbinlerce Türk Türkiye temsilciklerine dilekçe göndererek göç isteğinde bulundular. Bu durum Bulgar komünist idarecilerin geri adım atmalarına sebep oldu. Basına az çok bir özgürlük verildi. Gazete ve dergilerde birçok Bulgarca kelimenin kullanılması zorunluluğu kaldırıldı, Türkçe eğitime yeniden önem verileceği vaadinde bulunuldu. 1964-1965 yılından itibaren kapatılan il gazetelerinden bazıları yeniden yayımlanmaya başladı. Yeni oluşturulan il merkezlerinde de gazeteler çıkmaya başladı: Eskicuma’da Komünizm Bayrağı (1964), Silistre’de Ziya (1965), Razgrat’ta Dostluk (1964) gazetesi, Varna’da Halk Davası (1965), Kolarovgrat’ta (Şumnu’da) Kolarovgrat Savaşı (1966’dan sonra) Ziya adıyla çıkmaya başlıyor. Ancak Rusçuk’ta yayımlanan Tuna Gerçeği, Hasköy’de yayımlanan Rodop Mücadelesi gazeteleri yoktur. Emek Davası da yeniden yayımına başlar. Kırcaali’de yayımlanmaya başlayan Yeni Hayat gazetesi 1974 yılına kadar varlığını sürdürdü.
Bu yumuşama dönemi çok az sürdü ve komünist idareciler yine harekete geçtiler. 1970’lerin başında Müslümanların adları değiştirildi. Kanlı olaylar yaşandı. Belene ölüm kampı, hapishaneler Türklerle Müslümanlarla doldu taştı. %70’i Bulgarca, %30’u Türkçe çıkan Yeni Işık-Nova Svetlina gazetesi ve Yeni Hayat-Nov Jivot dergileri dışında, kalan Türkçe basın yasaklandı. Yeni Işık-Nova Svetlina gazetesi ve Yeni Hayat-Nov Jivot dergisi Ocak 1985’ten sonra Nova Svetlina ve Nov Jivot adlarıyla Bulgarca olarak çıkmaya devam etmişlerdir.
Totaliter rejim yıllarında sanat eserleri de yayımlanmıştır. Bulgaristan Türk sanatçıların eserleri derlemelerde veya ayrı kitap olarak basılmıştır16. Son basılan eser 1969 tarihini taşımaktadır.

Cumhuriyet Döneminde Türkçe Basın (1990-2010)
1990 yılı sonunda Bulgaristan’da Türkçe süreli basında bir canlanma görüldü. Bu, 10 Kasım 1989 tarihinden sonra ülkede başlayan demokratikleşme sürecinin bir belirtisiydi. Haklar ve Özgürlükler Hareketinin yayın organı olan, haftada bir defa çıkan Hak ve Özgürlük gazetesi basında öncülük etmeye başladı. Aralık 1990’da Hak ve Özgürlük gazetesinin Deneme Sayısı çıktı. Bu sayıda Demokrasi ve Ulusal Sorun başlığı altında Ahmet Doğan’ın bir yazısını buluyoruz. A. Doğan, yazısını şöyle bitiriyor:
“Bulgaristan’da ulusal etnik sorunun köklü biçimde çözüme bağlanması ülkedeki etnik ve dinsel-kültürel toplulukların hakları ve özgürlükleri sorununa köklü çözüm getirilmesini gerektiriyor. Demokrasi dışında başka bir sağduyulu seçenek olmadığına bütün varlığımla inanıyorum. Çünkü demokrasi herkesin herkes için, hepimizin her kişi için ve her Bulgar yurttaşının yurttaşlar toplumunun bütünü için ve ülkenin egemenliği için sorumlu bulunması demektir. HAK ve ÖZGÜRLÜK gazetesinin bu amaca ulaşılmasında yapıcı bir araç olduğuna inanıyorum. Bu inancımın yeterli ölçüde dayanakları var. Yolun uğurlu, hayırlı olsun!”
Şubat 1991 tarihinde de ilk sayısı çıktı. Baştan 16 sayfa hâlinde Türkçe olarak basılmasına gidilmiş, Bulgarca Prava i Svobidi adıyla ayrı baskısı yapılmıştır. Sonraları 8 sayfa hâlinde çıkmaya devam etti ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle 1994, sonra da Mart 1996’da gazetenin çıkması bir süre durduruldu. Daha sonraları yine çıkmaya başladı ve 1998 yılına kadar yayımlanabildi. Hak ve Özgürlük gazetesi, Haklar ve Özgürlükler Hareketinin merkez yayın organıydı. Türk azınlığını ilgilendiren her türlü ekonomik, politik, sosyal; iç ve dış haberlere yer verilmekte, azınlıkların haklarını savunmaktaydı. Onların din, dil, ibadet, kültürel hayat, etnik benlikleri, eğitim vb. sorunlarıyla Balkanlar, Türkiye ve Türk dünyasına ait haberler yer alıyordu.

Filiz

Demokrasiye geçiş döneminde Bulgar okullarında Türk çocuklarının ana dilini ayrı bir ders olarak okumaları konusu gündeme getirildi. Bilindiği gibi, 1959/60 eğitim-öğretim yılında tüm Türk okulları kapatılmış ve bundan sonra hiçbir Türk okulu açılmamıştır. Haklar ve Özgürlükler Hareketi Türkçenin bir an önce okutulmaya başlamasını Ulusal Meclisin gündemine taşıdı ve sadece bazı okullarda serbest seçmeli, isteğe bağlı olarak Türkçe derslerinin okutulmasına başlandı. Yine Haklar ve Özgürlükler Hareketinin organizasyonu ve direkt yönetimi sayesinde her sınıfa birer Türkçe ders kitabı hazırlandı. Yeni demokrasi koşullarında bir de çocuk gazetesi çıkarma ihtiyacı doğdu. Hak ve Özgürlük gazetesinin beşinci sayısından itibaren Filiz gazetesi Hak ve Özgürlük gazetesinin bir sayfası olarak, daha sonra da bir ek olarak çıkmaya başladı. 3 Nisan 1992 tarihinden itibaren başlı başına bir çocuk ve öğrenci gazetesi olarak yayımlanmaya başladı. 29 Şubat 1996’dan Aralık 1996 yılına kadar Filiz gazetesi çıkmadı, ancak Aralık ayının sonundan itibaren 15 günde bir çıkmaya devam etti.

1998 yılı başından beri de Filiz Vakfının yayını olarak çıkmaktadır.

Işık-Svetlina

Ülkedeki toplumsal ve politik hayatta gerçekleşmeye başlayan değişimlere ayak uydurarak Işık-Svetlina gazetesi çıkmaya başladı. 1991 yılı başlangıcında çıkmaya başlayan bu gazete içerik bakımından daha önce çıkan Işık-Svetlina gazetesinden farklıydı. Türk toplumunun haklarını savunuyordu. Ancak okurlar, bu gazeteyi geçmişte yayımlanan Yeni Işık gazetesinin bir devamı olarak görüyordu, bundan dolayı da aranan ve okunan bir gazete olamadı. Bunun yanında Hak ve Özgürlük gazetesi tercih ediliyordu. Bir buçuk yıl çıkabildi. Okurların güvenini kazanabilmek için adını değiştirmek zorunda kaldı ve kapandı.

Güven-Doverie

Işık-Svetlina kapandıktan sonra Nisan 1992’de Güven-Doverie gazetesi çıkmaya başladı ve bir zamanlar Yeni Işık-Nova Svetlina gazetesinin Türkçe-Bulgarca yazılarla karışık çıkma çizgisini sürdürdü. Güven-Doverie çocuklar için bir de Cırcır-Şturets, Şturçe eki çıkardı. Bu ek de iki dilde yayımlanıyordu. 1996 yılından sonra gazete çıkmaz oldu.

Balon

Bir çocuk dergisi olan Balon’un ilk sayısı 1994 yılının Nisan ayında çıktı. Aylık bir dergi olma görevini üstlenmiş olsa da bazen türlü nedenlerle bu vadeyi aşırdığı görülüyordu. Önceleri 32 sayfa olarak çıkıyorken dördüncü yılında 48 sayfayı bulmuştu. Derginin sahibi Kâzım Memişti.

Balon dergisi on yıldan fazla bir zaman varlığını sürdürdü, sonra da kapandı.

Kâzım Memiş, gençler için de Gönül adında bir dergi çıkarmaya başlamıştı, ancak bunun ömrü çok kısa oldu.

Ümit

Haziran 1995’ten beri 48 sayfalık eğitim dergisi olarak Sofya’da çıkmaya başladı. 1995 tarihinde Aylık Kültür ve Eğitim Dergisi olduğu bildirilmiştir. 1997’de aylık kelimesi düşmüş, derginin hazırlandıkça basıldığı anlaşılmıştır.

Ümit dergisinin ilk sayısını okuyuculara sunarken şöyle deniliyor:

“Artık elinizde bulunan dergimiz “Balkanlar Eğitim ve Kültür Vakfı” yayınıdır. Vakfımızın temel amacı, programın başlığındaki iki kelimede toplanmış: Eğitim ve Kültür. Binaenaleyh dergimizin ilk görevi yediden yetmişe kadar halkımızın arasında eğitim çalışmaları yürütmek, kültür yaymak olacaktır. Ancak biz okuyucularımızın manevî eğitimini, kültürünü ön plâna alacağız. Amacımız, son 50 yılın manevî hayatımızda yaptığı tahribatı gidermek, insanlarımıza kimliğini, benliğini bulmakta yardımcı olmak, totaliterizmin, materyalizmin yarattığı boşluğu doldurmak, hırpalanmış, aşındırılmış olan inançlarımızı tekrar canlandırıp, tazeleyip göğüs kafeslerimize yerleştirmektir.

Ümit dergisi tamamıyla tarafsız, her partiden ve particilikten aynı mesafede uzaklıkta, her çeşit ideolojiye yabancı, aylık bir kültür dergisi olacaktır. Kavgacılıktan, kırıcılıktan, bölücülükten kesinlikle kaçınacağız. Tersine, derleyici, toplayıcı, birleştirici olacağız…

Dergimiz, okuyucularında Bulgaristan’a sevgi, saygı ruhu aşılamayı; din, dil, siyasî görüş ayrılığına bakmaksızın, tüm halkımız arasında iyi komşuluk, yardımlaşma, insancıl dayanışma fikirlerini geliştirip kökleştirmeyi kendisine bayrak edinecektir.

…Böyle asil amaçlar, iyi niyetlerle yola çıkan dergimizin okuyucular tarafından sevinçle karşılanacağına inanıyoruz”.
Ümit dergisi artık kendi yolunu bulmuş bir dergidir.

Zaman-Bulgaristan

Türkiye’de çıkmakta olan Zaman gazetesi grubunun birçok ülkede olduğu gibi Bulgaristan’da da çıkarılan baskısıdır. Aralık 1992 tarihinde Sofya’da çıkmaya başladı. Bu gazete, başka yerli Türkçe gazetelerin çıkmadığı bir dönemde ve ucuz olduğu için de geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. Bulgaristan Türklerine Türkiye, Türk dünyası vb. konularda Türkçe olarak birinci elden önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Haftada bir defa, Perşembe günleri çıkmaktadır.

Müslümanlar (Gazetesi)

Başmüftülüğün yayın organı olarak 26 Nisan 1990 yılında Türkçe ve Bulgarca olarak çıkmaya başladı. 1995 tarihinden sonra Bulgaristan’da iki Başmüftülük ortaya çıktı. Müslümanlar gazetesi de iki Başmüftülük tarafından yayımlanıyordu. Başmüftü seçilen Fikri Salih’in çıkardığı gazeteye ”Kara” Müslümanlar, eski Başmüftü ve sonra da Bulgar Sosyalist Partisinin iktidara gelmesiyle kendisini yüksek Din Konseyi Başkanı ve Başmüftü ilân eden Nedim Gencev’in çıkardığı da “Yeşil” Müslümanlar adları ile biliniyordu. Her iki gazete de ekonomik zorluklar yüzünden düzensiz çıktılar. “Yeşil” Müslümanlar bir daha çıkmaz oldu. Daha sonraki yıllarda Müslümanlar gazetesi Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğünün yayını olarak ayda bir defa çıkmaya devam etti. Bu gazetenin dış yaprağı Türkçe; iç yaprağı da Bulgarca olarak Pomak Müslümanları için çıkarılmaktadır. “Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğünün Bulgarca yayınıdır. Ayda bir çıkar” diye Bulgarca olarak yazısı vardır.

Müslümanların Sesi ve İslâm Kültürü de N. Gencev’in Başmüfütülükten uzaklaştırıldığı dönemde sadece birkaç sayı çıkabildi.

Filibe Bölge Müftülüğü 1996 sonlarında Müslümanlara Çağrı adlı bir gazete çıkarmaya başlamıştı. Kısa ömürlü bir gazeteydi.

Nasrettin Hoca (Gazetesi)

1996 yılı, UNESCO tarafından Nasrettin Hoca Yılı olarak ilân edilmişti. Bulgaristan Türk aydınları da Sofya’da Nasrettin Hoca konulu bir sempozyum düzenlediler. Bu sempozyum günleri Bulgaristan Türklerinin âdeta bir folklor kültürü bayramına dönüştü. Sempozyuma Bulgar aydınları ve yabancı araştırmacılar da katıldı. Okunan bildiriler Nasrettin Hoca’ya ilişkin yazılar dört kitapçık hâlinde Sofya’da yayımlandı. Nasrettin Hoca başlıklı Türkçe ve Bulgarca olarak sekizer sayfalık özel gazete çıktı. Baş sayfada şunları okuyoruz: “Nasrettin Hoca. 700 yılda bir defa yayınlanır. Ekim, 1996. Sofya-Bulgaristan.”

Müslümanlar (Dergisi)

Bulgaristan Cumhuriyeti Müslümanları Başmüftülüğünün yayını olan resimli Müslümanlar dergisi Türkçe ve Bulgarca olarak Sofya’da ayda bir yayımlanmaktadır. Derginin Hilâl adlı bir de çok güzel renkli resimli ilâvesi vardır, üst kapakta: “Müslümanlar dergisinin parasız çocuk ilâvesidir. Dergi ile birlikle verilir” yazısı bulunmaktadır. Çocukların yaşına uygun Türkçe ve Bulgarca yazılar vardır.

Kaynak

2000 yılında XXI. yüzyıl Türk Kültür Merkezi adına gazeteci-şair ve araştırmacı Sabri Alagöz güzel bir Türkçe dergi çıkarmaya başladı: Kaynak. Tarih, Kültür, Edebiyat ve Sanat Dergisi. Derginin amacını yazı işleri müdürü Sabri Alagöz şöyle dile getirmektedir: “Bulgaristan Türkleri’nin tarihsel kalıtın, geçmişine, bugününe ve yarınına açılabilmek için, ondan kana kana içebilmek ve zevk alabilmek niyetiyle okurlarımıza KAYNAK adını verdiğimiz dergimizin birinci sayısını sunuyoruz… Dergimizin tek amacı halkımıza, yani size gitmek, ana dilimizi, öz kültürümüzü size iletmektir. Çünkü varlığımızın özünü oluşturan öz kültürümüzdür. Öz kültüründen kopan ne milletine, ne de devletine yararlı olabilir. O, yok olup gitmeye, tarihten silinmeye mahkümdur…” İki ayda bir çıkıyordu ve araştırmacılara gerçekten de bir kaynak oluşturmaktadır. Ancak maddî sıkıntılar bu derginin de düzensiz çıkmasına sebep olmaktadır.

Hoşgörü

Son birkaç yıldır Türklerin yoğun yaşadığı il merkezlerinde de Türkçe dergi yayımlama çabaları vardır. Hoşgörü, üç aylık haber, araştırma ve yorum dergisi Razgrat’ta 32 sayfa olarak çıkıyor: ET “PULSHK” RAZGRAD. Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü: Hüseyin Köse. “Deliorman Edebiyat Derneğinin Manevî Desteğiyle Yayımlanmaktadır” deniyor.

Alev

Kırcaali’de de Alev-Kültür Dergisi 32 sayfa olarak çıkıyor. Sayfa 1’de sahibi: ET “EMEL-ALEV-EMEL BALIKÇI”, yazıyor. Yıllık abone ile ilgili bilgilerden, derginin aylık bir dergi olduğunu anlıyoruz. Ancak bu derginin de çıkarılmasında maddî sıkıntılar yaşandığı görülüyor. Dergi, Türkçe ve Bulgarca olarak çıkıyor.

Mozaik

Şumnu’da da bir dergi çıkıyor. Üst kapakta şunları okuyoruz: “Kültür Sanat Eğitim/Çocuk ve Gençler MOZAİK, Şumnu Kültür Evi Yayını. Yazı ve Yayın Müdürü: Nurten Remzi.” 32 sayfalık derginin hemen her sayfasında renkli resimler, reklamlar var.

Kırcaali Haber

Kırcaali’de Kırcaali Haber adlı bir e-gazete (www.kircaalihaber.com) ve Bulgaristan Türkleri’nin Sesi Kırcaali Haber adıyla da çıkmaktadır. Kırcaali Haber adlı gazete, okurlara hızlı ve kolay ulaşmaktadır.
İnternet üzerinden öğrendiğimize göre Ses, Yeni Hayat ve Ardino’nun Sesi gazeteleri de yayımlanmaktadır. Bulgaristan Havadis (www.bulgaristanhavadis.com) sitesi de haber yayımlamaktadır. Bulgaristan’da başka illerde de internet üzerinden haber yayımlayan gazetelerin sayısı sürekli değişmektedir. Bu gibi gazetelerin ve haber sitelerinin tam listesi düzenli olarak güncelleştirilen, merkezi Bursa’da bulunan Balkan Türkleri Göçmen ve Mülteci Dernekleri Federasyonu’nun sitesinde (www.balgoc.org.tr) bulunmaktadır.
Bulgaristan’da demokrasiye geçiş döneminde, bir hayli Türkçe gazete ve dergi yayımlanmıştır. Ancak Filiz, Zaman-Bulgaristan gibi gazeteler, Ümit ve Müslümanlar gibi de dergiler dışında, kalan Türkçe süreli basın sıkıntılı günler yaşamaktadır. Bunun esas nedeni de maddî imkânsızlıktır. Türk şair ve yazarların eserlerinin yayımlanmasında da aynı sıkıntılar yaşanmaktadır.

*
Sonuç olarak şunu belirtmeliyiz: Geçmişten bu yana (1865-2009) Bulgaristan’da oldukça zengin bir süreli basın hayatı yaşanmıştır. 144 yıllık bir dönem içinde gün gelmiş Türkçe basın renklenip dallanmış, Türk toplumun gerçekten haykıran sesi, gören gözü, işiten kulağı olmuştur. Türk halkının haklarını savunmuştur. Gün olmuş susturulmuştur. Günümüzde, Avrupa Birliği üyesi olan Bulgaristan’da kısıtlamalardan söz edilmese de başka birtakım sorunlar Türkçe süreli basının gelişmesine engel oluşturmaktadır: Bunların başlıcalarını sıralayalım:

-Türk okullarının 1959-1960’larda kapatılması, günümüzde de onbinlerce Türk çocuğunun serbest seçmeli de olsa ana dilinde eğitim görmemesi, Türkçe okuyup yazanların sayısının giderek azalmaya yüz tutması, Türkçe basına ilginin azalmasına neden olmaktadır. Birçok yerel yöneticiler dahi Türkçe gazete ve dergilere abone olmuyorlar, diye şikâyetler var.

-Süreli basına yazı yazacak aydınların sayısı giderek azalmakta. Hâlen gazete ve dergilere yazı yazanların birçoğu yaşlı kimselerdir. Bu aydınlar gün günden eriyip aramızdan ayrılmaktadırlar.

- Büyük hevesle gazete ve dergi çıkarmaya başlayan aydınlar malî zorluklarla karşılaşıyor.

-Türkçe basının dağıtımı da ayrıca bir sorundur. Özellikle yurtdışına göndermek çok pahalıya çıkıyor.

-Yayımlanan gazete ve dergilerin tirajı çok yetersiz.
Zaten tiraj hakkında hiçbir bilgi verilmiyor. Bu yayınlara ulaşmak araştırmacılara büyük sorun oluşturmaktadır. Bazı gazete ve dergilerin çıktığından Türk halkının haberi bile yok. Demokrasiye geçiş döneminde çıkan Türkçe süreli basın sayı bakımından belki de az değil, ancak bu gazete ve dergilerin çoğu sadece bir-iki sayı ile kalmış, bazılarının da ömrü birkaç yıl sürebilmiştir.

-En önemlisi, belki de, Türklerin malî sıkıntıda olmaları, geçim derdinde olmalarıdır.

Tüm bu zorluklara karşın idealist aydınlarımız, bu saygıdeğer kardeşlerimiz, Türk halkına özveriyle hizmet etmeye devam etmektedirler.

Yüksek öğretim kurumlarında okuyan gençlerimizin sayısı giderek artmaktadır ve Türkçe basının gelişmesine hizmet edecekler, halkımızın kültürel kalkınması sorunlarını onlar çözüme kavuşturmaya çalışacaklardır. Başarılı olabilmeleri için de ana dilleri Türkçeyi, Türk yazı dilini iyi bilmeleri, Türkçe gazete ve dergileri hevesle okuyacak öğrencilerin de okullarda Türkçeden de ders görmeleri şarttır.

Prof. Dr. Hayriye S. Yenisoy

DÝGERLERÝ
Diðerleri: 1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15   

« GERÝ DÖN

All Rights Reserved © 2006-2020    "SENÝ MEDYA" FÝRMASI