Bulgaristan Türklerinin Özgür Sesi
YORUM

Olumlu Atılımlar [03 Nisan 2012]

Son zamanlarda vuku bulan iki sevindirici olayı geç öğrendim: BİZ Derneği Şumen şehrinde 25 Şubat 2012 tarihinde bir Türk Dili Çalışta’yı düzenlemiş. Kırcaali Türk Kültür ve Sanat Derneği (TÜRKSAD)da 14 Mart 2012 tarihinde ikinci bir Türk Dili Çalışta’yı teşkilatlandırarak Güney Bulgaristan Türkçe Öğretmenleri Derneği’ni kurmuş.
Her iki atılım da Bulgaristan Türklerinin Anadili eğitimi, Türklük açısından çok olumlu, sevindirici adımlardır. Her iki şehirde de bu hayırlı işlerin müteşebbislerini kutlar, kendilerine başarılar dilerim.
BİZ derneği yöneticilerini, bundan 106 yıl önce (31 Temmuz 1906 tarihinde) gene Şumen’de yapılan Türk Öğretmenleri Kongresi geleneğini ihya edip canlandırdıkları için can-ı gönülden kutlarım.
Osman Keskioğlu hocamız “Bulgaristan’da Türkler” (1985, Ankara) başlıklı değerli incelemesinde Şumen’de Birinci Türk Öğretmenleri Kongresi’nin hazırlıklarını ve yapılmasını ayrıntılarıyla anlatır. Ancak birçok güçlükler, engeller yenilerek 31 Temmuz 1906 yılında Şumen’de toplanan 23 idealist öğretmen oturumlarını yapacak yer bulamazlar. Çünkü “Şumnu Encümen Reisi Hacı Hamdi, bu öğretmenlerin toplanması için okullardan birini vermediği gibi Şumnu öğretmenlerinin kongreye katılmalarına da izin vermedi. Çünkü Sultan Hamid idaresi zamanında olduğundan bazı hesaplarda bulundu. Süleyman Sırrı’nın anlattığına göre, birinci gün yer bulamadıklarından Köşkler Boğazında Kırda toplanmışlar, ertesi gün Tokalığolu Talat’ın delâleti ile o zaman kız ruşdiyesi olan Saat Camii hareminde toplantı yapmışlar”
Köşkler Boğazında, Cami hareminde geçen Türk öğretmenlerinin birinci kongresi ayakta yapılmış da olsa çok önemli kararlar almıştır. Bu kararların başında bir “Muallimin-i İslâmiye Cemiyet-i İttihad-ı” kurulması gelir. Kırcaali vilâyetine bağlı Benkovski (Kirli) belediyesinin Kayaloba köyünde doğup büyüyen Rodoplu Prof. Dr. Hüseyin Memişoğlu “Bulgaristan’da Türk Muallimler Birliği” başlıklı değerli incelemesinde (İstanbul 2006), bu cemiyetin maksadı, diyor, Muallim-i İslâmiyenin manen ve madden islah ve terfi halleriyle, Mekâtib-i İslâmiye programlarının islahına ve bu mekâtibdeki usulü tedrisin tadil ve teslihine çalışmak idi. Böylece Bulgaristan Türk öğretmenleri ilk defa kendi cemiyetini kurarak bir çatı altında birleşmeyi ve dayanışmayı kabul etmişlerdir.
“Tuna” gazetesi (sayı 266,22, 07.1322) Birinci Türk Öğretmenler Kongresi’nin gündemini şöyle sıralamaktadır:
“1.İptidaiye mekteplerinden murad terbiye-fikriye ve cismiye olduğundan bu maksada vusul için kullanılacak usul-u tedris ve programı,
2.Ruştiyelerin ıslahı ve programların tevhidi çareleri,
3.İptidaiye ve ruştiyelerde iktiza eden kitapların tercüme ve telif suretiyle tab’ı ve neşri,
4.Muallimlerin maddeten ve manen hal ve istikballerinin islah ve temini çareleri;
5.Mekteplerin madden hal ve istikballerini temin çarelerini taharrı (araştırmak),
6.Köy mekteplerinin müftülüklerce, tatillerde muallimlerinin tergip (şevklendirme) ve tedrisi suretiyle islahı çareleri.
Bu haberden anlaşıldığına göre, kongrede ilk okullarda usul-u tedris, ilkokul ve ruştiyelerde ders programları ve bunlarda birliğin sağlanması, gerekli ders kitaplarının hazırlanması ve yayınlanması, okul binalarının ve öğretmenlerin durumları, yaz tatillerinde öğretmenlerin eğitilmeleri ile ilgili kursların düzenlenmesi gibi konular enine boyuna tartışılıp karara bağlanmıştır.
Şumen’de 25 Şubat 2012 tarihinde düzenlenen çalıştaya katılmadığım için orada neler görüşülüp tartışıldığını ayrıntılarıyle anlatamayacağım. Fakat bu çalıştayda alınan kararları gördüm. Bu kararlar kongrede görüşülen meseleleri anlamak için bir ip ucu veriyor. Okullarda Türk dili eğitimi hakkında bir program niteliğindeki bu kararları okuyucunun bilgisine sunuyorum:
Çalıştay'da Bulgaristan'da Anadilimiz Türkçe öğretiminin durumunu görüşülmüş olup;
• 1993 yılında Bulgaristan genelinde tüm okullarda Türkçe eğitimi alan öğrenci sayısı 114.000 iken, günümüzde bu sayının 7.000 öğrenciye kadar düşmüş olduğu;
• Türkçe öğretiminde görev alan öğretmen sayısının hızla azaldığı;
• Ders kitaplarının ve yardımcı ders kitaplarının yeterli olmadığı
• Önceden haftalık 4 saat okutulan Türkçe derslerinin günümüzde birçok okulda 3 veya 2 ders saatine, hatta bazı okullarda 1 ders saatine indirildiği; bazı okullarda da hiç okutulmadığı;
•Türkçe öğretmenlerine yönelik yeterlilik artırma eğitimlerinin verilmediği;
• İl Eğitim Müdürlüklerinde anadili müfettişi kadrosunun kapatıldığı tespit edilmiştir.
Ülkemizde Anadilimizin okullarda yaygınlaştırılması ve Türk kültürünün geliştirilmesi amacıyla alınması gereken önlemler:
1.Türkçe Öğretmenleri Derneklerinin kurulması;
2.Anadilleri Türkçe olan öğrenciler için Türkçe dersinin diğer derslerle eşit olarak okutulması - haftalık ders çizelgesi içinde yerini almış normal bir ders olarak uygulanması;
3.Türkçe ders kitaplarının basılması; Türkçe kitaplarının yayın masrafları da diğer ders kitaplarının olduğu gibi Bakanlık tarafından karşılanması ve öğrencilere ücretsiz verilmesi;
4.Türkçe öğretmenlerine yeterlilik artırma eğitimlerinin düzenlenmesi;
5.Gerek Bakanlıkta, gerekse İl Eğitim Müdürlüklerinde anadili müfettişlerinin kadroya alınması.
Aralarında 106 yıl gibi uzun bir süre olan iki birinci kongrenin kararlarını karşılaştırınca göreceğiz ki, koskoca bir yüz yıl zarfında Türk çocuklarının Anadili eğitimi meseleleri halâ bir çözüme bağlanmış değildir. 100 yıl önce okullarımızda Arapça, Farsça okutuluyor, Anadili ise bu iki yabancı dilin arasına sıkıştırılıyordu. Bugün ise, “demokrat”, “ileri düşünceli” Bulgar okul müdürleri ve Bulgar Dili öğretmenleri sağ olsunlar, esas görevlerini ne yapıp yapıp okullardan Türkçeyi kaldırmak şeklinde anlıyorlar ve uyguluyorlar. Türk Dili’nin hangi sınıflarda nasıl ve hangi program dahilinde okunacağına dair yasa vız geliyor bu yanlış patriotlara.
1928 yılında Lom şehrinde yapılan 19. Kongrede adını değiştirip “Türk Muallimler Cemiyeti” olan “Muallimin-i İslâmiye Cemiyet-i İttihadı” (Birliğinin) Bulgaristan Türk ve Müslüman eğitim sisteminin gelişip çağdaşlaşmasında büyük hizmetleri vardır. Çünkü her kongre Türk eğitim sisteminin esas sorunlarını ele almış, tartışmış, incelemiş ve çözüm yollarını göstererek karara bağlamıştır. Örneğin Ruse şehrinde yapılan ikinci kongrede okul programları, ders kitapları, okul talimatnamesi, müfredatlı program gibi esas meseleler görüşülmüştür. 1912 yılında Tırgovişte’de toplanan VII. Kongrede Türk ilkokullarına dair talimatname incelenmiştir. 146 maddeden oluşan bu talimatnamenin 25. maddesi şöyledir:
“Her öğretmen, boş vakitlerinde, bahusus tatil günlerinde ilmi ve terbiyevi malûmatını arttırmaya ve genişletmeye mecburdur. Arzu olunur ki, öğretmenler, topografya, coğrafya, tabakat (jeoloji) fenlerine dair malumat almaya, memleketin iktisadi ahvalini öğrenmeye, milli türküleri, masalları, adetleri, hasılı yurdun umumi ahvalini zaptetmeye çalışsınlar”.
Tırgovişte kongresi ayrıca öğretmenleri olgunlaştırma kursları açılmasını da kararlaştırdı. Bu tür kurslar sonra da devam etti. Bu defa kurs açılacak 11 yer şunlardı: Aytos, Plovdiv, Pleven, Ruse, Tırgovişte, Razgrad, Şumen, Provadiya, Varna, Dobriç, Silistre.
Eski usülden yeni usule geçmek için öğretmenleri bu kurslarda hazırlıyorlardı. Köy-kent öğretmenleri bu kurslara katılırlardı, yaz tatili bu kurslarda geçerdi.
1921’deki Kızanlık Kongresinde programlar, tüzükler yeniden gözden geçirilmiş, yeni şekil verilmiştir.
Ayrıca bu kongre derneğin “Terbiye Ocağı” isminde bir dergi çıkarmasını da karara bağlamıştır. İlk sayısı Eylül 1921’de çıkan bu dergi 1921-1923 yılları arasında 10 sayı yayınlamıştır. Bu “Terbiyevi, ilmi ve içtimai dergi”nin adı, Muallimler Cemiyeti’nin 1923 yılında Sliven’de yaptığı 14.kongrede alınan karar üzerine “Bulgaristan Türk Muallimler Mecmuası” olarak değiştirilmiştir. Dergi bu ad altında 1925 yılına kadar Varna’da yayın hayatına devam etmiştir. 1926 yılında Razgrad’a nakledilen dergi çok geçmeden kapanmıştır.
Derneğin çeşitli kongrelerinde eğitim ile ilgili isteklerini “Bulgaristan Türk Muallimler Mecmuası” 1923 yılında çıkardığı 1.sayısında şöyle özetlemiştir:
1.Okullarda tahsilin; asrı, terbiye fennine uygun yapılması
2.Maarif Kanunun 30. ve Anayasanın 78.maddelerinin Türk çocuklarına da tatbik edilerek tahsilin parasız olması, kitapların meccanen verilmesi,
3.Okul masraflarının hükümetçe ödenmesi, belediye ve idareler tarafından verilen yardımların arttırılması,
4.Mektep fondu olarak tarla, çayır, koru verilmesi,
5.Okullarda program, tüzük, ders dili bakımından milli muhtariyete tamamiyle riayet edilmesi (1923’te Plovdiv Eğitim Müdürü Bulgar Tarih ve Coğrafyasının Bulgarca okutulmasını istedi. Öğretmenler Birliği bunu kabul etmedi).
6.Hükümetçe sıhhî, uygun okul binası yapılması,
7.Resmi okul öğretmenlerine verilen emeklilik ve diğer hakların Türk öğretmenlerine de tanınması,
8.İhtiyaca yetecek kadar öğretmen okulu açılması, öğretim dilinin Türkçe olması, Bulgarcaya yetecek kadar yer verilmesi,
9.Ders araçlarının hükümetçe temini,
10.Ders kitaplarının parasız verilmesi,
11.Türk okulları için umumi müfettişten başka 10 müfettiş daha tayini (bunlar,Şumen, Ruse, Varna, Razgrad, Tırnovo, Stara Zagora, Plovdiv, Burgas ve Kırcaali olmalı)
12.Ruşdiyeyi bitirenlerin gimnazyaya alınması,
13.Tatillerde kurslar açılması,
14. 336.maddenin “Müslüman okullarında Öğretmen olacaklar, en az ruşdiye mezunu olup yeni tayin edileceklerin ise Türk öğretmen Okulu veya Nuvvab mektebini bitirmiş olmaları lazımdır” şeklinde değiştirilmesi.
Bulgaristan’da Türk eğitim sisteminin gelişmesinde 1928 yılında Lom kasabasında düzenlenen XIX. kongre büyük rol oynamıştır. Zira burada Türkiye’de yeni yazıya geçilir geçilmez, Bulgaristan Türk okullarında da yeni Türk harfleriyle öğretime başlanması kararlaştırılmış ve bunu yayınladığı 3/32 numaralı tamimi ile halka açıklamıştır. Bu kararı yürürlüğe koyabilmek, yani 1928-1929 ders yılında yeni harflerle öğretime geçebilmek için Muallimler Birliği gereken hazırlıklara da başlamıştır. Bulgaristan Türk öğretmenlerine hemen ayni yıl içinde yeni harfleri öğretmek için kursların açılması yönünde “müsaade istemek üzere Bulgar Maarif Nezareti nezdinde teşebbüste bulunmuş” diye yazıyor “Rehber” gazetesi 22.09.1928 tarihli 36. sayısında. Yine ayni gazetenin bildirdiğine göre, bu kursların 15 Eylül 1928’den başlıyarak 30 Eylül 1928 tarihine kadar tamamlanması hususunda bütün Bulgaristan Türk muallimler şubelerine 12 Eylül 1928 tarihli 7 numaralı tamim gönderilmiştir. Bu genelgeye uyularak Razgrad, Şumen, Varna, Pravadi, Vidin ve diğer kasabalarda öğretmen kursları açılmıştır. Türk öğretmenlerine yeni yazı kursları vermek üzere geçici bir süre için Tüğrkiye’den öğretmen istenmiştir. Birkaç Bulgaristanlı Türk öğretmeni Edirne’ye kursa gönderilmiştir. Bunlara dönüşlerinde Bulgaristan’ın çeşitli yerlerinde kurslar açtırılmış ve öteki öğretmenlere yeni yazı kursları verdirilmiştir. Öğretmneler çok kısa bir zamanda yeni yazıyı öğrenerek çocuklara öğretebilecek duruma gelmişlerdir.
Buraya kadar yazdıklarımızı özetleyecek olursak Türk Öğretmenler Birliği 27 yıl azimli, bilinçli ve bilgili çalışmaları sayesinde Bulgaristan Türk eğitim sistemini Avrupa standartlarına göre yeni baştan kurmak için canla başla uğraşmış, büyük başarılar elde etmiştir.

Güney Bulgaristanlı Türk Öğretmenlerine Hitapname

Evet Türk Öğretmenler Birliği Bulgaristan’da çağdaş bir eğitim sistemi kurulup geliştirilmesine çok büyük hizmetlerde bulunmuştur. Ancak bu hizmetler sınırlıdır. Daha fazla Kuzey Bulgaristan (Deliorman, Dobruca, Gerlova) bölgelerini kapsar. Uzun yıllar Güney Bulgaristan’a girilmemiştir. “Muallimin-i İslâmiye Cemiyet-i İttihâdı”nın Birinci Kongresinde Rodoplardan temsilci bulunmaması doğaldır. Çünkü 1906 yılında Rodoplar hep daha Osmanlı İmperatorluğu toprağıdır. Fakat öğretmenler cemiyeti Balkan savaşlarından sonra da şimdiki Kırcaali, Smolyan vilâyetleri bölgelerine girememiştir. Örneğin cemiyetin 1923’te memleketin çeşitli kasabalarında açtığı şubelerin listesinde ne Haskova var, ne Kırcaali. Ardino, Momçilgrad, Krumovgrad’ın esamesi okunmuyor zaten. O zaman şubelerin açıldığı kasabalar şunlar: Varna, Kubrat, Ruse, Novi Pazar, Omurtag, Sviştov, Sevlievo, Pleven, Plovdiv, Stara Zagora, Sliven, Aytos, Burgas.
Bu hoşa gitmeyen durumu Türk Öğretmenler Birliği yöneticileri de anlatmakta gecikmemişlerdir. Onlar bu açığı kapatmak için daha 1910 yılında Güney Bulgaristan’daki (herhalde Plovdiv, Stara Zagora, Haskovo, Burgas illerini gözönünde bulundurmuşlar. Zira biz Rodoplular o yıllarda hep daha Osmanlıyız) Türk öğretmenlerine özel bir Hitapname (çağrı) ile seslenmişlerdir.
“Balkan” gazetesinin 20.05.1326 (1910) tarihli 1160. sayısından aldığım bu Hitapname’yi tam metin halinde veriyorum:
“Cemiyetimiz bundan 4 sene önce bütün Bulgaristan Muaalimin-i İslâmiyesine mahsus olmak üzere tesis ve teşkil edilmiş idi. Bu cemiyetin maksadı, Muallimi İslâmiyeyi manen ve maddeten islâh ve terfi halleriyle, Mekâtibi İslâmiye programlarının ıslahına ve bu mekâtibdeki usulü tedrisin tadil ve teshiline (kolaylaştırmak) çalışmak idi.
Cemiyet dört senelik hayatında bu maksat uğrunda hayli mesai (çalışmak) sarfetti. Her sene birer kongre akdetti. Bu kongrelere iştirak eden muallimlerin vakıf (bilgi) ve tecrübeye müstenit kıymettar mutâlaasından çok istifade edildi.
Cenubî Bulgaristan Muallimi İslâmiyesinden cemiyetimize intisap edenler (katılanlar) ve kongrelerimize iştirak edenler şimdiye kadar maalesef hiç yok denilecek derecede mahdut (kısıtlı) idi. Halbuki bu hal hem cemiyetimiz için bir noksan, hem de cenubi Bulgaristan Mekâtib-i İslâmiyesi için manevi bir hasar (kayıp) ve ziyan idi....
Evet Cemiyetimiz için noksan idi, çünkü Cemiyet daireyi teşkilatını Balkanların (Koca Balkanın) güneyine de teşmil edip, bütün Bulgaristan Müslüman mekteplerinin mukadderatına hakim olamıyordu. Keza bu hal, Cenubi Bulgaristan Mekâtib-i İslâmiyesi için de bir ziyan idi. Çünkü o mektepler de islaha muhtaç olduğu halde, Cemiyetin ve kongrelerin tedbir ve mukarreratı (kararlaştırılan) islahıyesinden istifade edemiyorlardı...
Biz ve siz, hep ayni hükümetin tebaasıyız. Mekteplerimiz, hep bir kanuna, hep bir muameleye tabi.....ayni şerait siyasiye ve hayatın taht tesirindeyiz. Hulâsa ihiyacımız, menfaatimiz hep birdir. Biz şu vatanda akkaliyetteyiz (azınlık durumundayız), mekteplerimiz kanunen resmi ve milli ad olunmuyor. Bunların gerek idaresi, gerek manen esbabı terkisinin (döndürmek) temini tamamen bizim gayretimize yüklenmiştir. Bu ağır ve mühim vazifeyi biz, birbirimize yabancı kaldıkça ifa edemeyiz. Kuvei münferidemizi (bireysel kuvvetleri) birleştirmeli, “organize” olmalı, cemiyet halinde daha kuvvetli bulunmalıyız.
Türkiye’nin istibdat devrinde sizi bu cemiyete intisap etmekten uzak tutan bazı görünmez güçler vardı. Çünkü siz hududu istibdada (diktatörlük, zulum) daha yakın bulunduğunuz için o istibdadın şiddetine, tahribatına daha ziyade maruz idiniz. Fakat bugün o istibdat kalmadı. Binaenaleyh artık cemiyete intisap etmemeniz hiç bir suretle tevil edilemez, mağdur haklı gösterilemez. Cemiyeti Merkeziyenin, işbu “Hitapnamesi” ile, siz de Cemiyetin maksadını tamamen anlar ve Cemiyete yazılmaya şitab (koşarsanız) edersiniz... Biz Şimali (Kuzey) Bulgaristan’daki Müslüman Muallimleri size Cenubi(Güney) Bulgaristan’da bulunan tüm meslektaşlarımıza işbu Hitapname ile dost ittihadı (birlik anlamındaki ittihade kelimesi burada el manasında kullanılıyor) uzatıyoruz. Balkanların şimalinden uzanan bu dost ittihadi o Balkanların Cenubundan sıkacak pek çok samimi eller bulunduğuna tamamen eminiz...”
Bu Hitapnamenin gönderilmesinden kısa bir süre sonra 19 Şubat 1911 tarihinde Plovdiv’teki Müslüman okullarında çalışan öğretmenler bir toplantı yaparak İslâm mekteplerinin durumunu inceledikten sonra Güney Bulgaristan’da ilk olarak Muallim-i İslâmiye Cemiyeti’nin şubesini açmışlardır. Balkan savaşlarından sonra böyle şubeler Kazanlık, Sliven, Stara Zagora, Burgas, Kırcaali, Ardino kasabalarında da açılmışlardır. Ardinolu öğretmen, gazeteci Ref’et Rodoplu her iki kasabadaki muallimler şubelerinin açılışında ve yönetiminde aktif rol oynamıştır. Hasan Sabri Hoca’nın da Ardino şubesinin çalışmalarında büyük katkıları vardır.
Burada vurgulayıp altını çizmek istediğim gerçek Muallimin-i İslâmiye Cemiyeti’nin bizim Rodoplara geç geldiği durumudur. Bu yüzden “Kırcaali Haber” gazetesinde Rodopların başkentinde Kırcaali Türk Kültür ve Sanat Derneği (TÜRKSAD)nin teşebbüsü ile Güney Bulgaristan Türkçe Öğretmenler Derneği kurulduğuna dair haberi okuyunca çok sevindim. Demek bu defa Rodoplu Türkçe öğretmenleri teşebbüsü ele almışlar ve Deliormanlıları geçmişler. Fakat onların bu teşebbüsü ayni zamanda, Şumen’de yapılan çalıştayın kararlarını gerçekleştirmekte bir ilk adımdır. Çünkü yukarda okuduğumuz gibi onların kararlarının birinci noktası “Türkçe Öğretmenleri Derneklerinin Kurulması”nı öngörmektedir. Rodoplular elini çabuk tutup böyle bir dernek kurmuşlardır. Kendilerini kutlar, başarılı çalışmalar dilerim. Yeni derneğin tüzüğü ve çalışma programı elimde olmadığı için, cemiyetin niteliği hakkında birşeyler söyliyemiyeceğim. Ancak haberin kendisi bende en az üç soru uyandırdı.
Bir. Kırcaalide kurulan öğretmen derneği neden sadece Güney Bulgaristan’daki Türkçe öğretmenleri kapsıyor. Dernek tüm Bulgaristan çapında bir Türk öğretmenler Birliği olmalı Deliorman, Doburca, Gerlova bölgelerindeki Türk öğretmenlerini de içine almalıdır. Böyle bir derneğin merkezi pek alâ Kırcaalide bulunabilir. Başkan Deliorman’dan, Dobruca’dan biri seçilirse merkez Şumen olabilir, Silistra olabilir. Türk Öğretmenler Birliği merkezleri sık sık değişmiyor muydu?
İki. Neden bugünkü şekliyle Kırcaali’de kurulan öğretmen derneği sadece Türkçe muallimlerini kapsıyor. İlkokullarda, liselerde, hatta üniversitelerde ders veren bir çok Türk aydını var. Bunların Bulgar meslektaşlarından ayrı olarak bir takım özel durumları, gereksinimleri var, Kırcaali’de kurulan öğretmen teşkilatı Bulgar okullarının çeşitli kademelerinde çalışan Türk asıllı bütün öğretmenleri kapsamalı ve birleştirmelidir. Hatta ben daha ileri giderek yeni teşkilata sadece asli öğretmenler değil, çeşitli üniversitelerin eğitimle ilgili fakültelerini (Tarih, Coğrafya, Fizik, Kimya, Matematik ve saire) bitirmiş, fakat başka alanlarda çalışan Türk aydınları da alınmalıdır, diyorum. Bu anlayıştan hareket ederek yeni teşkilatın adının Bulagaristan Türk Öğretmenler Birliği olmasını öneriyorum.
Üç. Kurulan teşkilatın niteliği nasıl olmalıdır? Bence bu her çeşit partiden, siyasetten uzak bir meslek sendikası olmalıdır. Sadece genç neslin eğitimi ve öğretimi ile öğretmenlerin mesleki, sosyal durumlarıyle meşgul olan bir sendika. Bukadar sendika varken yeni bir Türk öğretmen sendikasına neden ihtiyaç var sorusuna herzaman cevap vermeye hazırım.
Velhasıl yolunuz açık, aydınlık olsun benim Rodoplu soydaşlarım.

Dr. İsmail Cambazov

DÝGERLERÝ
Diðerleri: 1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15   

« GERÝ DÖN

All Rights Reserved © 2006-2020    "SENÝ MEDYA" FÝRMASI