Bulgaristan Türklerinin Özgür Sesi
YORUM

MEVSİM ARTIK SONBAHAR [24 Kasım 2012]

Havada gri renkli bulutlar. Güneşin yüzü seyrek görülüyor, ışıkları toprağa ha değdi, ha değecek. Yerde otlar sararmış. Ağaçlar bakır rengini almış. Orman renk cümbüşü içinde. Bahçelerdeki çiçekler solmuş. Demek mevsim artık sonbahar.

Sonbahar birde ayrılıklar mevsimidir. Yapraklar ağaçlardan ayrılır, sokaklara, yollara, bellere halı döşenir. Çiçekler bahçeleri terk eder. Küçük afacanlar toplarını yan tarafa atar. Kuzular annelerinden, bahçıvan tohumundan ayrılır. Yaz aşıkları artık kırlarda aradığını bulamaz, yeşil çimen, koyu gölgeler arkada kalmış. Sevgililerinden ayrılırlar. Tekneler sudan, güneş topraktan el çeker. Boydan boya sıcak kırları dokuyan türküler kesilir. Kırlar, yollar usulca boşalır.

Göçebe kuşlardır güz mevsiminin müjdecileri. Önce leylekler terk eder buralarını, sonra kırlangıçlar çıkar Afrika yolculuğuna. Onları gökgüvercin, guguk kuşu ve başka tür kuş sürüleri izler. Hele kırlangıçların gitmezden önce tellere dizilip cıvıldamaları… Besbelli yuvalarını terk etmek zor geliyor, onlara da.

Düne gelince güz zamanı, kızların annelerinden, babalarından, kardeşlerinden, evinden ayrılma mevsimiydi. Düğünler genellikle kırlardan hasılat toplandıktan sonra yapılıyordu. Kına geceleri anne ağlar, kız ağlar, ağıtlar yakılırdı, düğün halayları, duvaklar insanların neşesine neşe katardı. Şimdi düğünler sene boyu düzenleniyor, mevsim aranmadan.

Dağların başları kılağılanıp, oradan aşağılara doğru urgan urgan uzanan dereler şırıldamağa başladı mı, sivrilerden salınarak kapımıza dayanan o soğuk hava bizi ocak başına çekecektir. Karıncalar gibi köşemize sığınacağız, kırları unutacağız. Uzun güz akşamlarında türküler yakacağız, çocuklarımız derslerini çalışacak, televizyonda dizileri seyredeceğiz rahatça, elimizdeki kitapları karıştıracağız özene bezene. Gelinlik kızlarımız ise çeyizini hazırlayacak merakla. Uzun güz gecelerinin vazgeçilmez tarafı imecelerdi vaktinde. Konu komşu toplanır tütünlerin pastallanmasında birbirine yardım ederdi. Evlerin saçak diye adlandırdıkları genişçe bölümleri gülüş cümbüşle dolar, yanık türküler söylenir, maniler düzülürdü. Bu böyle güzden kış ortalarına kadar devam ederdi, bir vakitler. Mevsimler gibi zaman da değişti, tütüncülük yok edilmeye mahkûm.

Sonbahar birde kış mevsiminin habercisidir. İnsanları kışa hazırlanmaları için uyarıcı görevleri vardır. Havaların bazen soğuk, bazen iri iri, ağır damlalı yağmurlu, bazen açık olması bunlara örnektir. Kış hazırlığının olmazsa olmazı yakıt için odun kömür, hayvanlara yem tedarikidir. Bir de bahçemizden, pazardan getirip fıçılara, kavanozlara doldurduğumuz tuştular ve kompostolarımız. Onların tadını duyacağız kış boyu. Kendi ellerimizle yoğurdumuz taharnaları içeceğiz sabahları çay yerine.

Öte yandan yıllarca birlikte olduğumuz komşuların çoğunun bacalarından gün boyu duman savrulmayacak bu sonbaharda da. İçimiz burulacak onların buralarda olmamalarından. Bir de dağ yamaçlarına irili ufaklı uzanan tarlalarımız sürülmemesi, yılarca boş kalmaları üzecek bizi. Diğer taraftan oğul uşağımızın, torunlarımızın yad ellerde olmaları, onları kış gelirken kanadımız altına toparlayamamızın çaresizliği kıracak gönlümüzü. Nede olsa yaşam sürüp gidecek. Bazı defa da katı yürekli olup, ümidimizi kırmamamız gerek. Ömrümüz oldukça mevsimler bizi elbette mutlu yarınlara da götürecektir.

Mustafa BAYRAMALİ
Ziyaretci sayısı: 16583

DİGERLERİ
Diğerleri: 1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15   

« GERİ DÖN

All Rights Reserved © 2006-2017    "SENİ MEDYA" FİRMASI