Bulgaristan Türklerinin Özgür Sesi
YORUM

Köşk’te Gül-Plevneliev Buluşması [30 Kasým 2012]

Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev, iki günlük resmi Türkiye ziyareti (28-29 Kasım) kapsamında Ankara ve İstanbul’daki temaslarını tamamladı. Resmi açıklamalarda ve heyetler arası görüşmelerde, İğneada’ya yapılması planlanan nükleer santral projesinden, Hazar’ın enerji potansiyelinin Türkiye üzerinden Bulgaristan’a transferine; Bulgaristan üniversitelerinde okuyan Türk öğrencilerin denklik sorunundan, Bulgaristan Türklerinin iki ülke ilişkilerindeki önemine; ticaret hacminin arttırılmasından bölgesel konularda iş birliğine kadar birçok konu ele alındı. Bunlara ilaveten her fırsatta Türkiye ile Bulgaristan’ın kadim dostluğu ve iyi komşuluk ilişkileri üzerine vurgu yapıldı.

Sıcak ve gösterişli bir devlet protokolü ile karşılanan Cumhurbaşkanı Plevneliev’in, Şeref Kıtası’nı “Merhaba Asker” diyerek Türkçe selamlaması bir samimiyet ve dostluk göstergesi oldu. Dün akşam (28 Kasım) Çankaya Köşkü’nde onuruna verilen akşam yemeğinde en fazla dikkat çeken nokta ise, Cumhurbaşkanı Gül ile meslektaşı Plevneliev’in yemek boyunca aralıksız süren keyifli sohbetleriydi. Hatta Cumhurbaşkanı Gül’ün yakınındakiler, Beyefendi’nin ilk kez böylesine uzun ve keyifli sohbet ettiğine şahit olduklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Plevneliev’in heyeti nispeten az sayıda kişiden oluşuyordu. Ancak bakan düzeyinde Eğitim Bakanı Sergey Ignatov ve Kültür Bakanı Vecdi Raşidov’un eşlik etmesi sembolik de olsa oldukça önemliydi. Nitekim ülkeler arasında, eğitim ve kültür alanında sürdürülen iş birliği en kalıcı olandır. "Öteki" olarak tanımlanan bir grubun kültürünü bilmek ve kabul etmek insanların birbirine karşı düşmanlık beslemesini engeller; aşırı milliyetçi duyguları törpüler. Nüfusun yüzde 10’u civarında Türk azınlığa sahip olan Bulgaristan’da, tarihsel önyargıların giderilmesi ve barış içinde bir arada yaşama kültürünün tam anlamıyla hayat bulması için karşılıklı kültürel etkileşimin sağlanması ve eğitim alanında yapıcı adımların atılmasına her şeyden çok ihtiyaç var.

Borisov Hükümeti ile Canlanan Milliyetçi Refleks

Plevneliev’in Ankara ziyareti, programa katılan herkes üzerinde olumlu bir etki bıraktı. Konuk Cumhurbaşkanının kullandığı yapıcı dil, Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinin önümüzdeki dönemde de iyiye doğru gideceğinin sinyallerini verdi. Ancak söz konusu Bulgaristan olunca, milliyetçi reflekslerin toplumun belli kesimlerinde halen kuvvetli olduğu ve her an yeniden canlanabileceği de bir vakadır.

Nitekim 1990’ların başından bu yana dostane devam eden iki ülke ilişkileri, Temmuz 2009’da yapılan Parlamento seçimlerinden sonra iktidara gelen Boyko Borisov hükümeti ile birlikte kaygan bir zemine doğru sürüklenmeye başladı. Türkiye’de kullanılan oyların geçersiz sayılmak istenmesi, Bulgaristan Devlet Televizyonu’nda yayınlanan 10 dakikalık Türkçe haberlerin yayından kaldırılması tartışması, Türkiye’nin AB üyeliğinin referanduma götürülmesi için imza toplanarak konunun Parlamento gündemine taşınması, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye’den göç eden Bulgarlara yönelik tazminat talepleri, Borisov’un New York’ta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ev sahipliğinde düzenlenen Balkan ülkeleri liderleri ile akşam yemeğini terk etmesi, Türklerin idaresindeki belediyelere yönelik açılan sayısız yolsuzluk davası, camide namaz kılan cemaate saldırı, müftülük krizi gibi olaylarla Borisov hükümeti henüz bir yılını doldurmamışken, iki ülke arasında gerginlik yaratan meselelerin sayısı, basına yansıyan boyutuyla 10’u aştı.

Borisov hükümetinin söz konusu sert çıkışları 4 Ekim 2010’da Başbakan Recep T. Erdoğan’ın Bulgaristan’a günü birlik resmi bir ziyarette bulunmasına kadar devam etti. İlk kez bu ziyaret sonrasında Başbakan Erdoğan ile meslektaşı Borisov, düzenlendikleri ortak basın açıklamasında güven tazeleyerek karşılıklı dostluk ve iş birliği mesajları verdi. Bu tarihten itibaren Başbakan Borisov nispeten iktidar olmanın sorumluluğunu yerine getirmeye başladı. Bilhassa Türk azınlığa ve Türkiye’ye yönelik karşıt görüşler yerini sağduyulu denge politikasına bıraktı. Bugün, bölgesel ölçekte hem siyaseten hem ekonomik olarak gittikçe güçlenen Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirmek ve çeşitli alanlarda iş birliği yapmak Bulgaristan’ın ulusal çıkarları açısından öncelik atfettiği konulardan biridir.

Cumhurbaşkanlarının Dostane İlişkilerin Hükümet Politikalarına Sirayeti

Gerek önceki dönem Cumhurbaşkanı Georgi Pırvanov gerekse geçtiğimiz yıl seçilen Bulgaristan’ın yeni Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev, Borisov hükümetinin ülkedeki Türklere ve Türkiye’ye yönelik aşırı milliyetçi politikaları karşısında en etkili dengeleyici unsur oldu. Bilhassa Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile her iki Cumhurbaşkanı arasında gelişen dostane ilişkiler ve son dört yıl içerisinde Cumhurbaşkanlarının karşılıklı dört kez ziyarette bulunması, Ankara ile Sofya hükümetlerini de zaman içerisinde birbirine yakınlaştırdı.

2011’in ikinci yarısında Müftülük krizi, Yüksek İstinaf Mahkemesi'nin Mustafa Aliş Hacı’nın baş müftü seçildiği Şubat 2011’deki Müslümanlar Konferansı’nı tescil etmesiyle nihayete erdi. Ocak 2012’de ise Bulgaristan Ulusal Meclisi, 1984-85 yılları arasında Bulgaristan Türklerine karşı uygulanan zorla asimilasyon politikasını kınayan ve 1989 Göçü’nü etnik temizlik ilan eden bir bildiriyi kabul etti. Ardından Mart 2012’de de Başbakan Boyko Borisov kalabalık bir heyetle Türkiye’ye geldi ve 17 antlaşmaya imza atarak döndü. Borisov’a 9 bakan, 2 bakan yardımcısı ve 80’i aşkın üst düzey bürokrat, iş adamı ve akademisyenin eşlik etmesi hem Türk hem Bulgar basınında geniş yer buldu.

İki ülke arasında üst düzey temasların artması Bulgar halkı ile ülkede yaşayan Türkler arasındaki ilişkilere de olumlu bir şekilde yansıyor. Ancak Bulgaristan yeni yıl ile birlikte yeniden seçim sürecine girecek. Nitekim yeni Parlamento seçimlerinin Kasım 2013’te yapılması öngörülüyor. Dolayısıyla seçim maratonu başladığında, ATAKA ve VMRO başta olmak üzere milliyetçi partilerin Türk karşıtlığı üzerinden seçim propagandası yapması alışık olduğumuz tablolar haline gelecek. Bu noktada gerek Borisov liderliğindeki GERB’in gerekse Cumhurbaşkanı Plevneliev’in, ülkede etnik tansiyonun artmaması için hassasiyet göstermesi gerekiyor.

Muzaffer Kutlay
USAK Balkanlar Uzmanı
29 Kasım 2012, Perşembe

Muzaffer KUTLAY
Ziyaretci sayýsý: 15115

DÝGERLERÝ
Diðerleri: 1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15   

« GERÝ DÖN

All Rights Reserved © 2006-2017    "SENÝ MEDYA" FÝRMASI