Bulgaristan Türklerinin Özgür Sesi
YORUM

ANA DİLİ REDDEDİLİR Mİ? [10 Ocak 2008]

Bulgaristan’da demokratik rejimin gelmesiyle okullarda Türkçe seçmeli ders olarak resmileşti. Edinilen bilgiye göre ilk yıllarda Türkçe derslere katılan öğrencilerin sayısı yüz bin civarındaymış. Son yıllarda Türkçe derslere katılım sayısı 20 binlere düşmüş.

Totaliter rejimin çökmesinden sonra Bulgaristan Türkleri’nin hayatında yepyeni bir sayfa açıldı. Haklar ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) 1990’da orada yaşayan Türklerin oylarını alarak ilk demokratik Bulgar Parlamentosu’nda 20’nin üzerinde milletvekili ile girdi. Son hükümetin ortağı olarak Bulgaristan tarihinde ilk defa Türklere başbakanlık yardımcılığı, iki bakanlık ve bakan yardımcılıkları koltuğu verildi. 2007 yılı yerel seçimlerinde HÖH 35 belediye başkanı ve 500 kadar da köy muhtarı seçildi. Ama okullarda Türkçe eğitim hâlâ seçmeli ders olarak kaldı. Oysa anadili Jivkov’un iktidarlığı yıllarında bile haftada dört saat mecburi ders olarak okutuluyordu. Anadilini öğrenmek her şeyden önemlidir ki, anadilini unutan insan ölmüş demektir. Aşağıda bunun örneklerini de okuyabilirsiniz.
Mestanlı’da iki okulda yaklaşık bin kadar Türk çocuğu öğrenim görüyor. Okul müdürüne Türkçe eğitimin ne durumda olduğunu sordum. Müdürden Türkçe dersler için sınıf oluşturamadıklarını duyunca afalladım. Müdür hiçbir öğrenci velisinin gelip çocuğunun anadilini okuması için dilekçe vermediğini söylüyor. İnanamıyorum. Burası bir başka kasaba değil Mestanlı (Momçilgrat)!
Bu ilçenin insani ki, 1985 yılı sonunda “Bulgar ismi istemiyoruz, biz Türkoğlu, Türküz” diyerek, bedenlerini kurşunlara siper etti. Sokaklara dökülenlerden bir düzine şehit düştü, onlarcası Belene ve siyasi ceza evlerini boyladı. Ve şimdi o sokakta ayaklananların çocukları, torunları anadillerini okumak istemiyor! Gel de şaşma!
Oysa Jivkov döneminde Türk çocuklarına Vazov’un ‘Bulgar çocuğuyum’ şiirini ezberletirken, Türklük uğruna ceza evlerinde çürüyenler vardı. Onlardan biri de Mestanlı yöresinden rahmetli Nuri Ağabey’di. Türkiye’de Nuri Adalı adını alan merhum mücahit, bir defasında anadili ile ilgili şöyle bir olayı nakletti:
“1970 yılı idi, aşırı bir ceza yöntemine tabi tutulmuştum. Bulgarca ‘Usilen strog rejim’ deniliyordu. Bu en ağır ceza usulüydü. Münferitteydim. Yanıma yine ben gibi ceza giymiş bir Ermeni getirildi. Avukatlık yapmış, lise öğretmenliği görevinde de bulunmuş. İlk önce yanıma gönderilen bir ihbarcı olmasından şüphelendim. İntibalarım ve arkadaşlarımdan aldığım bilgiler neticesi, o ön yargılarım yok oldu. Giderek dost olduk. Bir gün bana şöyle bir olay anlattı. Suriye’de 250 bin Ermeni varmış. Bulgarların bizlere yaptıkları gibi, Suriye hükümeti de Ermenilerin okullarını kapatmış. Bundan sonra eğitim Arapça olacak denilmiş. Böyle bir emirden sonra Ermeni öğretmenler protesto anlamında, birden okulu terk etmişler. Ertesi gün tek bir Ermeni ailesi çocuğunu okula göndermemiş. Bu suretle bu durumun önüne geçilmiş. Ermeniler tekrar okullarına ve ana dillerine kavuşmuşlar!
Soruyorum! Biz Bulgaristan’da bu biçimde mi hareket ettik! Çoğumuzun bu haksızlıklara içi bile sızlamadı. İçi sızlayanlar işten çıkarıldı, isyan edenler ise yıllarca zindanlarda çürüdü veya öldü.
Aslında 1984-85’te isimlerimizin değiştirilmesi esnasında, görülen zulüm ve işkenceler, bize son derece yararlıydı. O güne dek kendimizi unutmuş, benliğimizi yitirmiş olarak yaşıyorduk. Bize artık kaybolmuş, millî onurdan yoksun insanlar gözüyle bakılıyordu; benliğimizi kaybettik diye seviniyorlardı.”
Evet, gerçekler Nuri Ağabey’in düşüncelerini doğruluyor.
Anadilin önemini vurgulayan kısa bir olay daha:
Sadece anadili Avarca eser yazan Dağıstan şairi Resul Hamzat, Fransa’yı ziyareti sırasında vaktiyle Dağıstan’dan kaçmış bir ressamla tanışır. Ressam şaire doğduğu yeri söylemiş. Şair memleketine dönünce, ressamın annesini bulmuş. Ressamın annesine uzun uzun oğlunu anlatmış. Sonunda annesi şaire, “Oğlumla, benim ona öğrettiğim dille mi konuştunuz?” diye sormuş. Şairin cevabı “Hayır, oğlun senin öğrettiğin dili unutmuş. Onunla tercüman aracılığıyla konuştuk...” olunca, ana o an hemen başına siyah örtüsünü çekmiş ve “Benim oğlum ölmüş...” cevabını verip, ağlamaya başlamış.

Mehmet TÜRKER
Ziyaretci sayýsý: 12970

DÝGERLERÝ
Diðerleri: 1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15   

« GERÝ DÖN

All Rights Reserved © 2006-2017    "SENÝ MEDYA" FÝRMASI